Mar
10
2010
3

Bizden Biriydiler…

DSCF3868

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Üniversitesinden arkadaşlarımız bizleri ziyaret etmek için kampüsümüze geldiler. SAGUAR üzerinden başlayan konuşmalarımız kesinlikle iyi bir arkadaşlığın habercisiydi.  SAGUAR, World Solar Challenge ve ülkemiz hakkında konuşmalar yapıp birşeyler içmeye gittik. Sanırım o kafedeki konuşmalarımız ile bir düzeni yıkıp başka bir düzen kurabilirdik =)

Kampüsten aşağılara doğru inip şehir turu yapmaya başladık. Sakarya ile Eskişehir de ortak olarak yemek yapan bir mekan da uzlaşıp hep beraber bir yemek yedik =) Yemekten sonra muhabbet eşliğinde özellikle KİVİ, çay vs. içmeden olmazdı. Bizde hemen bir yer bulup bir şeyler içip muhabbet ettik ve üzülürek söylüyorum Anadolu Üniversitesinden arkadaşlarımız bizi tavlada hezimete uğrattı =)

DSCF3871

Anadolu Üniversitesinden, İstanbul Üniversitesinden ve ya farklı bir üniversiteden gelen arkadaşlarımızla aldığımız tek bir karar vardı. Bu ülke ve bu dünya için elimizden gelenin en iyisini el birliği ile yapacaktık… Ayrılık vakti geldiğinde onlardan ayrılmak çok zor oluyor ama bizde iade-i ziyaret yapma sözü vererek istemeyerek de olsa ayrıldık. Ekip olarak geçirdiğimiz en mutlu günlerden birini daha geride bıraktık, umarız bu gün gelecekteki güzel günlerimizin habercisi olur…

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Şub
20
2010
3

Hoş Geldiniz…

DSCF3846

Bugün ekip olarak gerçekten çok güzel bir gün geçirdik. Bunun sebebi ise 2009 Formula G 1.si İstanbul Üniversitesi SOCRAT ekibi bizleri ziyarete geldi. Böyle bir ziyaret bizim için de bir ilkti, bizde bu yüzden biraz heyecanlıydık ama arkadaşlarımızla olan diyaloglarımız gerçekten çok neşeli eğlenceli ve sürükleyiciydi…

Günümüz tam olarak 12.00’de başladı. Arkadaşlarımızı karşıladıktan sonra hemen minik kelebeğimiz SAGUAR’ ın yanına doğru yola koyulduk. Benim açımdan ilginç bir gelişme ise eski arkadaşım Gökhan’ın da SOCRAT ekibinde yer almasıydı. Biz Gökhan’la hasret giderirken SAGUAR’ın yanına vardık ve koyu sohbet başladı. Sohbetimiz sırasında arkadaşlarımız, SAGUAR hakkında sorular sordular ve incelemelerde bulundular. Çeşitli bilgi paylaşımları gerçekleştirildi. Yaklaşık iki saat öyle bir sohbet ettik ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.  Arkadaşlarımız SAGUAR ile vedalaştıktan sonra biraz da acıktığımızı fark edip okulumuz içinde Sapanca Gölü manzaralı Gizli Bahçe çorbacımızın yolunu tuttuk.

DSCF3813

Çay-Çorba eşliğinde muhabbetimiz devam ederken saatler yine aldı başını yürüdü, bizde son durağımız olan laboratuarlarımıza doğru yol aldık. Laboratuarımızda bizi TUBİTAK Formula G 2010’da emekli olacak SAGUAR X8 bekliyordu. Laboratuarlarımıza ulaştıktan sonra Mekaniker arkadaşlarımızın üzerinde çalıştığı efsane aracımız X8, SAHİMO, SATEK ve bir zaman makinesinin katıldığı bir zamanda yolculuk gerçekleştirdik. Hoş, esprili, eğlenceli ve faydalı sohbetimizin ardından Sapanca Gölü üzerinde güneş batarken artık ayrılık vakti gelmişti. Bu güzel günün ardından arkadaşlarımıza iade-i ziyaret sözü verip onları Sakarya’nın ünlü ıslama köftecisine gönderirken aklımdan tek bir şey geçiyordu; ‘ Biz gerçekten çok güzel bir iş yapıyoruz’. Umarım hep beraber geleceğimiz ve ülkemiz için bu tip çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Şub
12
2010
2

Müthiş Bir Fuarın Ardından

DSC_0026

Avustralya’dan sonra SAGUAR’ın ilk yolcuğunun adresi; Türkiye ve Avrasya Bölgesi imalat endüstrisinin en önemli fuarı olan WIN- World of Industry fuarıydı… Ama fuara gitmek hiçte kolay olmadı neden mi, anlatayım…

Öncelikle artık WIN fuarının daimi üyelerinden biri olarak bu sene de bu fuara katılmamız gerektiğini düşündük ve fuar organizasyon ekibine başvurduk, onlarda yerimizin zaten hazır olduğunu ve bize güzel bir yer vereceklerini söylediler. Bizde memnuniyetlerimizi belirtip asıl maceramıza atıldık. Macera ne miydi bizim MİNİK SAGUAR’ımızın Üniversitemizden TÜYAP’ a taşınması yani belki de ekibimizin kanayan yarası Lojistik…

Her şey yolunda gibiydi okulumuzla görüşüp her şeyi ayarlamıştık ama fuara 3 gün kala bir şeyi fark ettik. Bizim MİNİK SAGUAR’ımız yaklaşık 5 metre boyutundaydı ve Üniversitemizin bu boyutta bir nakliye aracı yoktu. Fuara 3 gün kalmıştı ve verilmiş sözlerimiz vardı, hemen işe koyulduk. Bir ekip Mühendislik Fakültesindeki odamızda lojistik firması ararken bir ekip de Sakarya’nın içinde bize yardımcı olabilecek birilerini arıyordu. İlk gün bir şeyler elde edemedik. Çünkü aracımız çok büyüktü, fuara sadece 3 gün vardı ve en önemlisi ekibimizin hiç parası yoktu. İkinci gün nerdeyse ilimizdeki bütün resmi kurumları ve daha önceden bize yardımcı olan destekçilerimizi ziyaret ettik ama yok yok yok… Bir anda umutsuzluğa kapılmıştım. SAGUAR’ın o fuarda bulunması gerekliydi, 2 gündür kar yağışıyla arkadaşlarımla seferber olmuştuk, bu emeklerimizin bir karşılığı olmalıydı. Akşam saatlerinde firmaların telefonları artık cevap vermemeye başlayınca adeta pes ettik. Moraller bozuk bir şekilde arkadaşlarımdan ayrıldım. Eve gittim çok yoğun iki günün verdiği yorgunluk ile uykuya daldım. Sabah 9 civarında Burak bir telefon etti ve bana öyle bir müjde verdi ki hemen koşarak okula gittim. SAGUAR ile yaklaşık 2 saatte güneş enerjisi ile gidebileceğimiz yol için, SAGUAR’ı kamyon kasasında TÜYAP’ a götürebilecek bir aracımız vardı artık… Nasıl mı bulabildik? Asla söylemeyeceğim. =) Çok mutlu olmuştum hemen Laboratuara gidip konteynırımızdan fuar materyallerimizi topladım, arkadaşlarıma arabanın gideceği saati söyledim ve odamıza geçip rahat bir nefes aldım. Ben her şeyden habersiz iki günün yorgunluğunu yemeklerden çıkarırken arkadaşlarım geldi ve kamyonun geliş saatine kadar sanırım hepimiz uyukladık…

Ve geldi ama! Kamyonumuz geldi ama bizim MİNİK SAGUAR’ımız araca sığmadı. Biz aracın boyutlarını belirtmiştik ama yanlış anlaşılmadan olsa gerek bize daha küçük boyutta bir kamyon gelmişti. Kar yağıyordu sanırım bu kışın en soğuk günüydü ertesi gün fuar vardı, saat 22.00 civarı idi ve biz iki saattir dışarıda arabamızı nasıl götürürüz diye düşünüyorduk. Son bir umut kapımızı çaldı aynı şirketin başka bir kamyonu Ankara’dan İstanbul’ a dönecek ve bizi gelirken alabilecekti. Beklediğimiz kamyon gece saat 01.00’de geldi, bu kamyon sanırım 3 tane MİNİK SAGUAR taşıyabilirdi. Bizde aracımızı yükledikten sonra minik Tırımızla beraber yola koyulduk. SAİTEM aşkıyla tutuşan arkadaşlarım saat 05.00 civarında TÜYAP’ a vardılar ve güvenlik görevlisi abilerimizinde yardımıyla standımızı kurup 2-3 saatlik de olsa SAGUAR’ın kanatları altında fuar alanında rahat bir uykuya daldılar…

Katıldığımız fuar Avrupa’nın önde gelen firmalarının katıldığı ve imalat sektörün kalbinin attığı bir fuardı. Her şey de istediğimiz gibi olunca halkımızdan firma sahiplerinden ve diğer üniversitelerden arkadaşlarımızdan çok fazla ilgi gördük. Fuar esnasında ‘aferin çocuklar arkanızdayız’ diye aldığımız her tepki bizim damla damla yorgunluğumuzu mutluluğa çevirdi ve müthiş bir fuar geçirdik.

Nazım AÇICI

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Oca
29
2010
2

Yeni Bir Dönem Başlıyor

Uzun zamandır Blog’umuza verdiğimiz aradan dolayı özürlerimizi kabul etmenizi rica ediyorum. Ne kadar dolu dolu bir yılı geride bıraktık değil mi? Fuarlar, hazırlıklar, sponsorluk çalışmaları, ailemize katılanlar, tasarım, üretim çalışmaları, Shell Eco Marathon, basın lansmanı, GLOBAL GREEN CHALLENGE…
Şöyle bir geriye baktığımızda dolu dolu ve başarılı bir yılı geride bıraktığımızı düşünüyorum.

2009 Shell Eco Marathon’dan sonra asıl zorlu süreç başladı. Çünkü daha önce hiç katılmadığımız hatta hiçbir Türk takımının katılamadığı Avustralya Global Grenn Challenge’a hazırlıklar hızlandı. 2009 SEM’den sonra daha dinlenmeye bile vakit bulamadan final sınavlarına girdik. Final sınavlarından çıktık daha dinlenemeden GGC hazırlıkları başladı. GGC’yi tamamladık, Türkiye’ye geldiğimizde yine bizleri sınavlar bekliyordu. SAİTEM üyelerinin üzerindeki yorgunluğu tahmin edebilirsiniz. Gerçekten çok hızlı bir sene geçirdik.

Acısıyla tatlısıyla dolu dolu bir sene geçti. Sonuç olarak elimizde ne mi var? İleriki yıllar için bizi umutlandıran, heycanlandıran, içimizdeki isteği daha da kuvvetlendiren başarılar var. Arkamıza dönüp baktığımızda, geleceğe umutla bakabiliyoruz.

Sadece Üniversitem ya da ekibim adına kazanılmış başarılar olarak görmüyorum bu yapılanları. İnanıyorum ki bu tüm Türk gençlerinin başarısı.

Üzerimizdeki yorgunluğu bir nebze atmak ve projelerimize daha dinç kafayla dönüp daha yüksek hedeflere ulaşabilecek projeleri yapabilmek için 2010 Shell Eco Marathon’a katılmama kararı aldık. 2010 bizim için kendi eğitimimize yöneldiğimiz ve ekibimize yeni gelen arkadaşlarımıza tecrübelerimizi aktardığımız bir yıl olacak. Bu sayede ekibimizin devamlılığını sağlayarak gelecek projelerimize daha emin adımlarla ilerleyebileceğiz. 2011’de ise kendini yenilemiş ve daha güçlü olarak geri döneceğiz.

2010’da Shell Eco Marathon’a katılmazken TÜBİTAK’ın düzenlediği Formula G yarışlarına 1 sene aradan sonra tekrar katılmaya karar verdik. Bu seneki yarışa iki aracımızla katılıyoruz. Avustralya’da yarışan aracımız SAGUAR ve ondan bir önceki modelimiz SAGUAR X7’nin yeni versiyonu SAGUAR X∞ ile katılacağız. SAGUAR X∞’u bir eğitim üssü gibi kullanarak ekibimize yeni katılan arkadaşlara emanet ettik. Bu sayede arkadaşlarımız eğitimlerini uygulamalı olarak alarak gelecek yıllardaki projelere tüm donanımları hazır halde başlayacaklar.

Bu sırada ekip üyelerimiz 2011 Shell Eco Marahon ve Global Green Challenge hazırlıklarına başlayarak iki senelik bir proje takvimi oluşturuyorlar. Proje takvimlerinin oluşmasından sonra çalışmalara hız verilerek sağlam adımlarla iki senelik bir hazırlık içine gireceğiz.

Tabi bu kadar çalışmanın ardından mezun olan arkadaşlarımız oldu. Burada hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum.

Fazlı Fatih Melemez, Erdem Güven, Mehmed Akif Özkaya, Salih Çakır ( nam-ı diğer Salih Amca), Damla Kaplan, Ayşe Nisanur Tok. Buraya isimlerini yazarken bile hepsini düşünürken yüzümde ayrı ayrı gülümseme oluşuyor.
Birkaç aya mezun olacak Tarık Akkoyunlu, Ahmet Sabah.

Hiçbir zaman kopmayacağımızı bilerek, gençlerle birlikte bıraktıklarınızın üstüne bir şeyler koymak için çalışacağız.

Haydi bakalım gençler yapacak çok işimiz var…

En kısa zamanda görüşmek Üzere.

Yaziyi gonderen MehmetBurakMISIRLI in: SAITEM |
Oca
05
2010
4

SAİTEM’li Olmak

SAİTEM’e başvurduğum 2005 yazından itibaren iyisiyle kötüsüyle 3 seneyi geçtim, ilk ekibe girdiğimiz zaman SAİTEM’in kurumsal temelleri atılıyordu. Efsane başkan Barış abi, Action man Hüsnü abi ve Emektar Ersin abi. Onlar bize çok güzel bir emanet bıraktılar. SAİTEM’in daha yeni kurumsal yapıya geçtiği dönemlerdi ve hepimiz için zor bir süreçti, yapılan projelerin bugüne nazaran daha kolay olmasına rağmen ben ilk 2007 de olduğu kadar hiç zorlanmadım. Teknik açıdan zayıftık, sanayiye ilk defa bu denli açılmıştık, ekonomik altyapımız zayıftı ama herşeyden önce bize abilerimizden gelen bir cesaret vardı. Başlangıçta buna cahil cesareti dediler, sonra işi öğrendik aptal cesareti dediler. Aynı zamanda SAİTEM’li olmanın getirdiği bir yılmazlık, azim ve karşısındaki adamı pes ettiren bir inatçılık vardı. Pes etmezdik inatla saldırır en umutsuz anda birbirimizden güç alırdık. Hiç durmadan aknlar yapardık ve işin kritik gününde nedense hep işi çözerdik. Bilmediklerimizden korkmazdık, öğrenmeye çalışırıken korkutmaya çalışanlara bakmaz yolumuza devam eder, iş bittikten sonrada biz ne yaptık der işe bakar birbirimize gülerdik.  Her başarı sonrasında bir üstüne gözleri diker nedense dinlenmeyi düşünmezdik. Yarış sonrası diğer ekipler gezerken biz seneye ne yapıcaz onu konuşmaya başlardık, piskopatça gelebilir ama bundan zevk alırdık. Avustralya’ya gitmeye karar verdiğimizde bu işin zor olduğunu biliyorduk. Son aylara yaklaştıkça herkez daha gergin daha endişeli olmaya başlamıştı herkeste içten içe bir korku vardı ama kimse bunu seslendirmiyordu çünkü birbirimize baktıkça cesaret alıp dahada asılıyorduk yaptığımız işe. Biz SAİTEM’li olmayı birbirmizden öğrendik, her zaman işimizi iyi yapınca mutlu olduk. Çünkü bize Hüsnü abinin verdiği bi fantezi dünyası vardı. Her zaman daha iyisini hayal ederdik, yetinmezdik.

Sürekli yeni arkadaşlar katıldı aramıza, çok eleştiriler aldık yeni arkadaşlarımızdan, onları ekibe kolay dahil etmediğimiz, sıcak davranmadığımızı söylediler. Bunları bize söylediler çünkü onlarda ekibe girmek için bizim kadar inatçıydılar, hırçındılar. Şuanki başkanımız M. Burak bu durumdan çok şikayetçiydi, her ne kadar biz böyle yapmadığımızı savunsakta her SAİTEM’li gibi bide gelen eleştiriler karşısında gerekli düzenlemeyi yaptık. Ne yazıkki ülkemizde kurulan üniversite topluluklarında kurucuların mezun olması ile topluluk dağılma sürecine girmekte.  Biz bu sorunu çözmek için ilk kurulduğumuz günden bu yana çalışma yapmaktaydık fakat değindiğim gibi yeni arkadaşlardan aldığımız eleştiriler doğrultusunda bunu kurumsal bir yapıya dönüştürmeye karar verdik ve 2009 yılında Kalite Departmanı Cansu Yılmaz yönetiminde faaliyete başladı.  Aldığımız emanetin öncelikle yeni arkadaşlara sağlam teslim edilmesi gerekiyordu ve ekibin emin ellerde olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. İlk zamanlar bize yol gösteren Hüsnü abinin gitmesi ile ne yapıcağımızı Erdem’le çokça defa konuşmuştuk. Aynı şekilde Efsane Makinacı Resul’ünde danışmanlığa geçmesiyle birlikte Erdem’le aynı endişeyi çokça defa dile getirmiştik. Ama gördükki SAİTEM bir kültürdü ve Resul’ün sorumluluklarını alan Şenol aldığı emaneti sapsağlam taşıdı.

Yazımın bu anında kadar hep geçmiş zamanda cümleler kurdum. Ama burdan anlaşılmasınki anlattığım SAİTEM kültürü geçmiş zamana ait. Zaten SAİTEM üyesi olmak için öncelikle SAİTEM kültürü taşıması gerekir. Buradan yeni arkadaşlarıma selam ederim.  Biz aldığımız emaneti sapsağlam vermenin gururunu taşıyoruz, sizlerde öncelikle emaneti sağlam vermek için çalışın. Zaten SAİTEM kültürü sağlam kaldıkça başarılar gelecektir.

Yaziyi gonderen Tarık Akkoyunlu in: SAITEM | Etiketler:
Kas
29
2009
2

SAITEM’de Malzeme Bilimi

Herkese Merhabalar,

Üniversitelerde, özellikle de öğrenci kulüplerinde sürekli yaşanan olağan bir probleme değinmek istiyorum. Kulüplerin sürdürülebilirliği noktasında, yeni arkadaşlara ulaşmak, yeni ekip arkadaşlarının sürece dahil edilmesi ve birikimin bu yolla geleceğe aktarılması noktasında bir hayli eksiğiz ülke olarak. Bundan önceki süreç gösterdi ki, öğrencilerden kaynaklı sorunlar olabileceği gibi eğitim sisteminin de getirdiği bir sıkıntı var burada. Sistem lisans öğrencilerini daha çok cesaretlendirmeli, SAITEM benzeri oluşumlara öğrencileri daha çok teşvik etmeli. Bizler de yeni ve istekli arkadaşlara her zaman çok ihtiyacımız olduğunu ifade edebilmeliyiz.

Ekibe ilk başvurduğumda açıkcası ekipte ne yapabileceğimi, hangi işin neresinden tutabileceğimi pek bilmiyordum. Tek bildiğim şey bu ülke için birşeyler yapmaktı. Metalurji ve Malzeme mühendisliği öğrencisiydim. Ama okulda aldığımız eğitimle, SAİTEM’de yapılanları gördüğümde ikisini yanyana bir türlü koyamıyordum. Malzeme mühendisleri olarak ekibe katıldığımızda, bu düşünce hengamesinde fikirlerimizi yönlendiren ve cesaret veren Barış,Ersin,Resul ve Actionman Hüsnü abi olmuştur. İlk toplantıda kompozit malzemeleri konuşmuş ve araştırmaya başlamıştık. Biz katılmadan önce ekipte malzeme mühendisliği’nden bir üye bulunmuyordu ve bu nedenle bu konularda çok eksiktik.

2006 yılında Metalurji ve Malzeme müh.’den 3 arkadaş olarak ekibe katılmıstık. Tarık,Hüseyin can ve bendeniz. Kompozit üzerine ekip olarak geçtiğimiz süreçte çok çalıştık, özellikle Tarık ve Mehmet bu konuda çok ciddi bir birikim edindiler(açıkcası Türkiye’de üstlerine tanımıyorum). SAGUAR X5′in kanopisi cam elyaf-polyester kompozitten yapılmıştı. SAGUAR X6′da yanlıs hatırlamıyorsam bunlara biriki küçük destek parçası eklenmişti. Birde eş zamanlı yapılan SAHIMO X2 şase ve kabuğu kompozit yapılan ilk SAİTEM aracı olma özelliğinde.
Ardından SAHIMO(X3)-MEKANO ile gelen karbon çılgınlığı, SAGUAR X7 ile devam etti. Son olarak da SAHIMO X4 ve SAGUAR NL ile infüzyon ve prepreg dünyasına adım atıldı. Ve hergeçen sene kalite ve başarılar giderek arttı.

Bu süreci detaylandırmayı Tarık ve Mehmet’e bırakıyorum. Benim söylemek istediğim şey, yıllar geçtikçe malzeme bilimine (kapsadıklarına) verilen önem de arttı. Ve bundan sonra da artması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte, kompozit teknolojileri alanında ve genel anlamda malzeme bilimi başlığında yapmamız gereken çok ciddi çalışmalar var. Bu nedenle Malzeme Mühendisliği’nden arkadaşlara herzamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz. Birkaç başlık vermek gerekirse, gelişmiş kompozit teknolojileri, üretim teknolojileri ve işleme, photovoltaik teknolojiler, üretim teknolojisi olarak kaplama uygulamaları(CVD,PVD), tribology, kapsamlı yapısal-manyetik analiz (ANSYS)vb…

Özellikle 1.sınıf ve hazırlıktaki arkadaşlar, önemli olan bilgi seviyeniz değil. Siz de Türkiye için birşeyleri (ilk) üreten olmak istermisiniz ?

Bu soruya ne kadar büyük bir istekle ‘Evet’ diyebildiğiniz önemli…

Bayramınız kutlu olsun, esenlik ve başarı dolu nice bayramlara

Kas
21
2009
5

SAGUAR NASIL HAYAT BULUYOR?

DSC_0192Lansmanımızda da söylemiştik ‘Işık ona hayat verir’. Peki ya nasıl?  Nasıl güneşten elektrik enerjisi elde ediyoruz,  elde ettiğimiz enerji ne kadar yeterli bunlar ve bunlar gibi soruları sizler için cevaplamaya çalışacağız.

Geleceğimizin tehlikede olduğunun gün gibi ortaya çıktığı şu günlerde biz de güneş enerjisinden faydalanmak için güneş panelleri kullanıyoruz. Kullandığımız bu paneller kullanım alanlarına göre farklılık gösteriyor. Örneğin; eğer uzay endüstrisinde kullanacaksanız o zaman ihtiyacınız olan GaAs( Galyum-Arsenik) oluyor. Peki Galyum-Arsenik, silikon vs. neye göre sınıflanıyor; ihtiyaç duyduğunuz verim kullandığınız paneldeki yarı iletken malzemeye göre değişir. Bu yarı iletkenler ise; silis esaslı, galyum-arsenik ve kadminyumlu olabiliyor ve buna göre de isimlerini alıyor. Güneş panellerinin de doğal olarak kullanılan malzemelere göre verimleri, verimleri ile orantılı olarak da fiyatları değişiyor.

DSC_0193

Size kısaca bunun mantığını anlatayım;

Normalde panellerde katman bulunmakta bunlar n-tipi, orta ve p-tipi olarak 3 e ayrılır. N- tipi katmanda fosfor eklenerek negatif yük bulunur. P-tipinde ise bor ilave edilerek pozitif katman elde edilir. Çalışma prensibi ise;  Güneşten gelen ışık panele düştüğü zaman panel üzerinde bir gerilim oluşur ve bu enerjiden dolayı malzemede elektron kopar.  Ne tam iletken nede yalıtkan ve katmanlı yapıya sahip bu malzemeler arasında bir elektron alış-verişi olur ve elektron n-tipi katmandan p-tipi katmana doğru hareket ederken boşluk kısmına ilave ettiğimiz tel ile oradan elektriği çekmiş oluruz. Burada üretilen elektrik ise kullandığınız panellerdeki yüzey alanına göre değişiyor bu 1 ila 150 Watt olabiliyor. İşte bu kadar basit demek isterdim ama kalite ayrıntıda gizlidir…

Bu ayrıntılardan bir tanesi de elde ettiğiniz verim oluyor. Günümüzde dünyada bu panellerden elde edilen verim %30’lara ulaşmaktadır. Ayrıca son yarışımız Global Green Challenge da bu verimlere yaklaşan güneş panelleri kullanan ekipler bulunmakta ve Global Green Challenge bünyesinde nerdeyse her çeşit güneş paneli kullanan ekipler bulunmaktadır.

DSC_0019

Peki ya biz hangi güneş panelini kullanıyoruz?

Bizim seçtiğimiz panellerin verimi %21 civarında ve yaklaşık maliyeti 25000$ idi. Global Green Challenge’daki klasman farkı da verim farklılığından kaynaklanıyor. Yarışta iki tür panel kullanılmakta bunlar galyum-arsenik ve silikon esaslı paneller ve buna bağlı olarak da yarış iki farklı klasmanda yapılıyor. Bu ayrım neden mi yapılıyor çünkü galyum-arsenik esaslı panellerin verimi yaklaşık %30 civarında bu verim farkı sizin performansınızı da doğrudan etkiliyor. Galyum-Arsenik esaslı panellerin fiyatı 100.000$ civarında olduğu için genelde Silikon esaslı paneller tercih ediliyor…

Sonuç olarak her şeyimizin tükenmekte olduğu şu dönemlerde Güneş Enerjisine ihtiyaç artmakta ve buna bağlı olarak Dünya’da Global Green Challenge gibi yarışların önemi anlaşılmakta buna bağlı olarak ilgide artmaktadır.Biz de gelişen teknoloji ve ülkemizin geleceği doğrultusunda yeni projelerle bu serüvenin peşinden koşmaya devam edeceğiz.

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Kas
06
2009
2

Güzel Bir Yarışın Ardından

Siz düşünün ki iki yıldan beri sizlerin kapısını aşındırıyoruz. Biz diyelim ki yıllardır bu yarışı bekliyoruz. Hayal gibiydi her yönüyle. Zorluklar, kazalar, eğlenceler, stresler. Her şeyiyle gerçekten insanı geliştirici, tecrübe sahibi yapan bir yanı var bu yarışın.
Tatlı, sert rekabetler, dostluklar, yeni arkadaşlıklar. Ama en sonunda kazanan tabiî ki Dünya insanlığı oluyor.
Neyse yarışı nasıl bitirdik? Nasıl tamamladık onlardan bahsedeyim. Daha fazla yanlış anlaşılmalara yol açılmadan.
Yarışı genel klasmanda 15. Tamamladık. Yarışta 3 ana kategori var. GaAs (Galyum güneş panelli arabaların sınıfı), Silicon (Silicon güneş panelli arabaların sınıfı), birde Adventure ( Daha gerçekçi ama biraz hayal ürünü arabaların sınıfı).
Dediğim gibi genelde 15. Olduk. 1437 km yol kat ettik. 7 kere teknik aksaklıklar yüzünden durmak zorunda kaldık. Buna rağmen ilk kez katıldığımız yarışta gerçekten Türkiye’nin yüzünü kara çıkarmadığımızı düşünüyorum.
Biz Challenge sınıfının Silicon güneş gözeli arabalarından biriydik. Bu yüzden kendi klasmanımıza baktığımızda ( Silicon’da) 9. Olarak yarışı tamamlamış oluyoruz.
Neden bu ayrım yapılıyor? GaAs ve Silicon diye?
GaAs panele sahip olan arabalar, daha yüksek bütçeli, daha çok enerji gücüne sahip arabalar. Takdir edersiniz ki daha düşük enerjili bir arabayla sizden neredeyse %50 daha fazla güçlü bir arabayla yarışmanız oldukça zor olur. Zaten bu Silicon, GaAs ayrımını da biz kafamızdan yapmadık. Yarıştan sonra ödüller verilirken Silicon sınıfına ayrı GaAs sınıfına ayrı ödüller verildi. Daha doğrusu Yarışın 1. Si, 2.si ve 3.sü GaAs kullandığı için bu ödüller direk GaAs kullanan arabalara gitti. Genel klasmanda bu ilk 3’teki arabalardan sonra gelen araba Silicon gözeye sahipti ve Silicon sınıfında 1.olduğu için 1. Lik ödülünü aldı.
Umarım düşüncelerimizi anlatabilmişizdir. Kendi sınıfımızda Dünya’nın en iyi 10 güneş arabasından biri SAGUAR.

Yarışın yanı sıra düzenlenen aktivitelerle de diğer ekiplerin ve yarış komitesinin ilgi odağı olduk. Bu sempati ve yaklaşımı uzun yıllar sürdürmeyi umut ediyorum. Ediyorum ki Türkiye’nin tanıtımına elimizden geldiğince hem teknolojik anlamda hem de sosyal anlamda katkıda bulunabilelim.

Bu yarışa katılmadan önce zor olacağını tahmin ediyorduk. Ancak bu kadar zorluklarla dolu olacağı sanırım aklımızın ucundan geçmezdi. Büyük tecrübeler kazandığımıza inanıyorum. Bir sonraki yarışta umarız ki daha iyi derecelerle ülkemize döneriz.

Son olarak WORLD SOLAR CHALLENGE boyunca bizi yalnız bırakmayan tüm destekçilerimize ve sponsorlarımıza, Okulumuza en içten dileklerimle şükranlarımı sunuyorum.
Bir sonraki yarışta görüşmek üzere…

MBM

Yaziyi gonderen MehmetBurakMISIRLI in: SAITEM |
Kas
02
2009
14

SAGUAR DÜNYA’NIN EN İYİ 10 GÜNES ARABASINDAN BİRİ

4041138393_753abd89c4

Zorluklarla dolu bir yarışı daha sonlandırdık. Yaşanılan aksiliklere rağmen bütün imkanlari zorlayarak Dünya’nin en büyük üniversitelerinin arasında adımızı duyurmayı başardık. 1437 km ile kendi sınıfimızda yarışı 9. tamamlayarak ilk kez katıldığımız World Solar Challenge’ta istediğimizi tam olarak alamasakta basarılı bir yariş çıkardığımızı düşünüyoruz. Türkiye’den katilan ekipler olarak (diğeri de İTÜ SCT) büyük başarı gösterdik. Alternatif enerjiler konusunda Turkiye’ninde bu yarışta olduğunu artık tüm Dünya biliyor. İTÜ’de 1380 km lik derecesiyle kendi kategorimizde 10. oldu. Bir nevi Double double yapmış olduk. Bu başarılardan dolayı hem kendimizi hem de İTÜ”lü kardeşlerimizi kutluyorum.

Kısıtlı zamanımız olduğu için yarışın detaylarını en kısa zamanda sizlere aktaracağız.

Görüşmek üzere

MBM

Yaziyi gonderen MehmetBurakMISIRLI in: SAITEM |
Eki
25
2009
7

Google Earth ile harita üzerinden yarışın takibi

Heyecanla beklediğimiz yarış başlamış durumda. Kalbimiz Avusturalya’da atıyor. Heyecan dorukta…

Yarışta ekiplerin hariUntitled-1363ta üzerinde konumunu http://globalgreenchallenge.com.au/ggc/?p=map adresinden takip edebilirsiniz.

Eğer bilgisayarınızda Google Earth 5 kurulu ise, aşağıdaki adresten kml uzantılı dosyayı Google Earth’e yükleyerek anlık güncellemelerle ekiplerin yerinden haberdar olabilirsiniz.

http://globalgreenchallenge.com.au/ggc/system/data/2009_Global_Green_Challenge.kml

Eğer bilgisayarınızda Google Earth 5 yoksa, http://earth.google.com/ adresinden ücretsiz olarak indirip kurabilirsiniz.

Bunun yanında günlük sonuçları http://globalgreenchallenge.com.au/the-event/daily-wsc-results adresinden takip edebilirsiniz.

Yaziyi gonderen Kenan Baysal in: SAITEM |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel