Nis
11
2010
8

Yaşamak Dediğin Nedir ki?

Sahip olduğumuz değerler, avuçlarımızda tuttuğumuz geleceğe dair birkaç parça umut, belki kırık dökük arkada kalmış üç beş parça eşya belki de içimizde hiç bitmeyen bir başarma pınarıdır yaşamak. Kimimize göre çok kıymetliyken bu yaşam kelimesi kimimiz için acılarla dolu, kapkara bir geçmiş ya da bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle bir çocuğun oyuncağına sıkı sıkı sarılmasıdır.

Hepimiz en az birkaç kere tökezlemişizdir bu hayat maratonunda. Belki çok güçlü rakiplerimiz olmuştur yanımızda belki de yapayalnız koşmaktayızdır bu uzun yolda. Elde ettiklerimiz ve edeceklerimiz için bıkmadan usanmadan hep koşmuşuzdur. Hep daha iyisi olsun isteyenlerle, bugünümüzü de çok şükür diyen insanlar çoğu zaman aynı masa etrafında oturmuş, yaşamlarını devam ettirmektedir.

Bugün elde ettiğin ve sahip olduğun değerler için kim bilir kaç kez hırpalandın ya da sen kaç kişinin kalbini kırdın hiç düşündün mü? Yapsam mı daha iyi olur yoksa pes edip geri çekilsem mi sorusunda kim galip geldi? “Hayat bu herkesin başına gelir üzülme” diyen veya “Sakin düştüğün zaman yeniden yarışa devam edemeyeceğini sanma” diyen kaç dostun oldu? Çok mu güvendin insanlara yoksa canını yakanlar yüzünden mi büyük duvarların var artık?

Yaşamak en büyük şanstır insanlar için. Bu şansı en iyi şekilde değerlendirmek ya da bir köşeye bırakıp yapayalnız çürümeye bırakmak tamamen senin tercihindir. Evet, herkes kendisi ve sevdikleri için güzel şeyler arzular ve planlarlar ama bunlara ulaşabilmek için kaçımız emek verip, zaman harcıyoruz. Çoğu insan hayatının gerçekten çok boş geçtiğini ve ya iyi değerlendirmediğini yolun sonuna geldiğinde fark ediyor. Neden böyle bir döngü var ki? Keşke birileri olsa da bize bu kaçan treni yakalamamız için son kalkış ikazını yapsa. Belki o zaman yaşamın o güzel anlamını çok geç olmadan bir kez daha anlama şansını yakalayabiliriz.

Bugününün diğer günlerden ne farkı var? Kendin için, geleceğin için ya da hayallerin için neler başardın bugün acaba? Gibi sorularda çok küçükte olsa umarım birazcık ilerleme ve ya gelişme gösterebiliriz hepimiz.

Zaman özellikle bizim gibi üniversite öğrencileri için çok hızlı geçmekte. Bu yüzden yaşamdan ve onu anlamlı kılan hayallerinden asla vazgeçme. Tek başına olsan da ya da yanında kocaman bir ekibin olsa da tüm umutların ve beklentilerin için zorluklara dört elle sarıl. Çünkü hiçbir şey kendiliğinden getirilip avuçlarımızın arasına bırakılmayacak ve eğer sen hala yerinde saymaya devam edecek olursan o zaman trenini kaçıranların arasında olmaktan kendini hiçbir zaman kurtaramayacaksın.

Dününden ders al ama asla nefret etme, Bugün mutlaka eyleme geç, başka zamana erteleme hayallerini ve yaşamını renklendiren şeyleri. Ve yarınların ise hep sana umut ve heyecan getirsin ki çalışmaktan, kendini geliştirmekten asla yorulma.

Zaman, dostluklar ve yaşam o kadar kıymetli ki senin için; mutlaka sahip olduğun bu değerlere karşı yapman gereken sorumlulukları yerine getir. Yaşam sana verilmiş olan tek kullanımlık bir hediye bunu sakın unutma. Yaşamının kıymetini bilmen ve iyi değerlendirmen dileğiyle…

N.Cansu YILMAZ-Kalite Grubu

Şub
14
2009
2

İÇİMİZDEN BİRİ

SAİTEM Basın Tanıtım ekibi olarak, SAITEM Mekanik ekibi üyelerinden Ahmet Sabah’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Soru cevap şeklinde gerçekleşen sohbetimizde Ahmet Sabah hakkında ve Ahmet Sabah’ın görüşleriyle SAITEM hakkında bilgilerimizi tazeledik. Şimdi bu sohbetin bazı kısımlarına geçelim.
MBM: Merhaba Ahmet, öncelikle SAİTEM’deki görevinden başlayalım sohbetimize.
AS: SAİTEM’de mekanik ekipte yer alıyorum. Öncelikle tasarım, üretime geçiş kontrol konularıyla ilgileniyorum. Mekanik ekipman ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli yerlerle görüşmeler yapıyorum. Az da olsa sponsorluk ve tanıtımda da görev alıyorum.
MBM: Dört bir yandan SAİTEM’e sarılıyorsun gibi bir izlenim uyandırdın bende. Doğru mudur?
AS: Dört bir yandan tabiri kimi zaman yetersiz kalıyor diyebiliriz. Gecemizi gündüzümüzü SAİTEM’e veriyoruz.
MBM: Peki bu kadar istekli ve özverili çalışmanızdaki etken veya itici güç nedir?
AS: SAİTEM’deki dayanışma ekip çalışması, ortaya konulan hedeflere bir bir ulaşılması ve tabii ki daha üniversite sıralarındayken Türkiye’nin teknoloji gelişimine katkıda bulunmak bizlere itici güç oluyor.
MBM: Öğrenci toplulukları arasında SAİTEM’in bu kadar ön planda olması ve yurt dışında başarılar kazanmasının sebebi belkide bu söylediğin itici güçlerdir. Ben aslında bu çalışma ortamına ilk nasıl girdiğini merak ediyorum. Bundan biraz bahsedebilir misin?
AS: Üniversiteye ilk başladığımda sanayi ile iç içe olmak, derslerde aldığımız teorik bilgileri uygulamaya dönüştürmek büyük bir hayalimdi. SAİTEM’in başarılarını duyuyordum ve hayal ettiğim çalışma ortamı için SAİTEM buna en iyi örnekti. Zamanla SAİTEM’deki arkadaşlarımla tanıştım ve yavaş yavaş ekibin bir üyesi oldum.
MBM: Ekibin içinde olduktan sonra Türkiye’deki ve dünyadaki teknoloji gelişimini eminim ki yakından takip eder olmuşsundur. Tam da bu noktada SAİTEM’in Türkiye’deki teknoloji gelişimine katkısını nasıl görüyorsun?
AS: SAİTEM üyesi olmak gerçekten ciddiyet istiyor ve devamlı araştırmalar yapmak zorundasınız. Bu durumda teknolojiden uzak kalmak imkansız. SAİTEM, bünyesindeki lisans öğrencilerini iş hayatına hazırlıyor ve ileride benzer projeleri Türkiye’ye kazandıracak alt yapıya sahip mühendisler yetiştirme konusunda önemli bir yer teşkil ediyor. Bu sayede SAİTEM hem bilinçli mühendis yetiştirdiğinden hem de Türkiye için önemli projelere imza attığından teknoloji gelişiminde önemli bir rol oynuyor.
MBM: Bu teknoloji gelişim sürecini sadece lisans öğrencilerinin tek başlarına gerçekleştirmeleri oldukça zor. Bu tür projelerin maliyetleri oldukça yüksek. Projelerinize ekonomik girdileri nasıl sağlıyorsunuz?
(derin bir of çekiliyor)
AS: Kolay değil gerçekten. Projelerin maliyetleri oldukça yüksek ve sponsor desteği olmazsa bu projeleri gerçekleştirmek imkansız. SAİTEM kurulduğu günden beri elde ettiği bilgi birikimi, başarılar sayesinde her geçen gün projelerindeki sponsor sayısını arttırıyor ve dünyanın sayılı ekipleri arasına girme konusunda emin adımlarla yoluna devam ediyor. AR-GE konusunda OTOKAR, MEKANO, YONTECH, ANOVA MÜHENDİSLİK, D-REFLEX, ENDUSTRİYEL DİZAYN gibi firmalardan teknik destek alarak hem profesyonel çalışmalara imza atıyor hem de kendimizi iyi bir şekilde geliştiriyoruz. Her biri kendi alanında lider olan bu firmalarla yürüttüğümüz ortak çalışmalarda mühendislik etiğini, yaklaşımını da öğreniyor, mühendislik öğrencisiyken mühendislik ruhuna sahip oluyoruz.
MBM: Biraz da yaşadığınız mühendislik tecrübelerinden ve bu tecrübeleri edinirken yaşadıklarınızdan bahsetmek istiyorum. Bu konuda bizlere neler anlatabilirsin?
AS: SAİTEM’in bizlere kattığı en önemli tecrübe bana göre aldığımız sorumlulukları yerine getirme bilincini kazandırmasıdır. Mekanik grubu olarak proje sürecinde tasarım aşamasında öncelikle bilgi eksikliğimizi kapatıyor daha sonra kimi zaman sabahlara kadar aldığımız görevi yerine getirmeye çalıyoruz. Üretim aşamasına geçtiğimizde üretimde karşılaştığımız sorunlar karşısında tecrübe sahibi oluyor. Bir prosesin tasarımdan üretimine kadar olan süreci en iyi şekilde uygulamış ve öğrenmiş oluyoruz.

MBM: Bir nevi risk yönetiminde de tecrübe sahibi oluyorsunuz?

AS: Kesinlikle, örneğin tasarımlarımızda amacımız öncelikle aracımızın hafif olması. Bunu başarabilmek için analizlere önem veriyoruz. Test aşamasına geçtiğimizde aldığımız riskleri değerlendiriyoruz. Olumsuz sonuçlar bile bize tecrübe olarak geri dönüyor ve bir daha aynı hatalara düşmemek için ekip olarak bilinçleniyoruz. Karşılaştığımız sorunlara daha profesyonel yaklaşmayı öğreniyoruz.
MBM: Bu testleri yaparken olumsuz durumlarla karşılaştığınızda sorunları çözmek için izlediğiniz yöntemler nelerdir?
AS: Öncelikle hatanın nedenini araştırıyoruz. Hatayı tespit ettiğimizde, bilgisayar ortamında tekrar inceleyerek sorunu çözüyoruz ve iyileştirmeleri gerçekleştirip analizini tekrar yapıyor ve üretimi gerçekleştiriyoruz.
MBM: Bu üstün çaba gerektiren işlerin devamlılığını nasıl sağlıyorsunuz? Diğer bir deyişle SAİTEM’in devamlılığını nasıl sağlıyorsunuz?
AS: SAİTEM’in kuruluşu 2003 yılına dayanmaktadır. O günden bu güne sürekli hedeflerini büyüten bir ekip mantığında olmamız devamlığımızı sağlayan en büyük etken bana göre. Sahip olduğu amatör ruhla profesyonel ürünler ortaya koyabilen, ekibin misyon ve vizyonlarını benimseyen ve öncelikle bunları yerine getirmek üzere ekibe katılan öğrencilerin sayesinde SAİTEM devamlılığını sürdürüyor.
MBM: Ekibe yeni katılan üyelere bilgi aktarımı nasıl oluyor peki? Yeni katılan üyeler stajyer olarak mı başlıyor çalışmalara?
AS: Aslında şu yol izleniyor. Ekibe yeni katılan arkadaşın öncelikle hangi bölümde çalışacağı belirleniyor ve seninde dediğin gibi stajyer denebilecek şekilde çalışmaları yakından takip ediyor. Bu sırada bilgi birikimi zamanla artıyor ve ekipteki yerini alıyor.
MBM: Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim. Son olarak da kendi hedeflerinden bahseder misin?
AS: Karşılaşacağım problemler konusunda tecrübe sahibi olmak. SAİTEM içinde görevlerime mezun olana kadar devam ederek ekip çalışmasına uygunluk özelliğimi daha da geliştirmek istiyorum. İleride Türkiye’nin geleceği olacak projeler içinde bulunmayı ve gerçek bir mühendis olmayı hedefliyorum.
MBM: Bu güzel sohbet için teşekkür ederim Ahmet.
AS: Ben teşekkür ederim.

dsc01453

AHMET SABAH

Hazırlayan: Mehmet Burak MISIRLI

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel