Tem
08
2010
3

Formula G Günlükleri 4.Gün: Sağlık Olsun…

Pınar Başı Ülkü yarış pistinde 4.gün çok iyi başladı. Hava çok sıcak değildi ve araçlarımızda sorun yoktu. Güzel bir kahvaltıdan sonra antreman turları için hazırlanmaya başladık. Günün ilk antremanına sadece NL ile katıldık ve pisti tanımamız açısından iyi oldu. Bununla beraber  herhangi bir sorun gözükmüyordu. Aracımız pistteydi sorun yoktu ve biz de tur zamanları tutuyor batarya hesapları yapıyorduk.

İkinci antreman saati geldiğinde iki aracımız da pistteydi ve X8 son yarışı için ilk defa piste çıktı. Yine zamanlar tutuyor diğer ekipten arkadaşlarımız ile şakalaşıyorduk. Ta ki o ana kadar… SAGUAR NL piste hızlı turlar atıyor güneş arabaları solluyordu. Herşey doğal  gibiydi süratimiz normaldi ama padokların solundaki viraji alırken birden esen rüzgar  arabamızın sağ ön tarafına çok sert vurdu ve arabamız az kalsın takla atıyordu. O an kesinlikle anlatılmaz; ekip arkadaşınızı,kardeşinizi o halde görmek inanılmaz kötü bir duygu bununla birlikte Kerem’i aracın içerisinden sağ salim çıkarken gördükten sonraki mutluluk da tam aksine çok güzel bir duygu…Bir başka sevindiri olay ise bu kötü anları yaşadıktan sonra SAGUAR NL’de de çözülemeyecek bir sorunun olmamasıydı. SAGUAR NL TUBİTAK FORMULA G 2010’da yoluna devam edecek..

Bununla beraber bir ilginç olay daha yaşadık. Biz malum kazadan sonra SAGUAR NL’i incelerken padoğumuzun karşısında oturan uzun boylu, şapkalı bir arkadaş ekibimizin neler yaptığını inceliyordu. Çok geçmeden anlaşıldı ki o Fatih abiydi. Normal de askerde olması gerekirken bize sürpriz yapmıştı. Onunda gelmesinin mutluluğuyla bu kötü günü de böyle atlattık.

Ayrıca biraz keyfimiz yerine gelsin biraz da sosyalleşelim, birazdan Formula G play station turnuvası yapacağız. Umarım en kötü günümüz böyle olur. Saygılar…

ve söz verdiğim fotoğraflardan sadece bir kaçı… Kaza videosunu da yarın sizlerle paylaşacağım.

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

http://img18.imageshack.us/gal.php?g=dsc2201t.jpg

Tem
07
2010
3

Formula G günlükleri: İlk 3 Gün…

2009 World Solar Challenge ‘dan bu yana beklediğimiz günler geldi çattı ve artık Formula G için İzmir’deyiz…  Öncelikle İzmir’e gelişimizden biraz bahsedeyim; hazırlıklarımızı tamamlayıp laboratuvarımızı düzenledikten sonra son yıllarda gördüğüm en rahat şekilde yarışı beklemeye başladık. (Bu durum belki arabalarımızın hemen hemen hazır olmasından belki de biraz daha profesyonelleşmeye başladığımızdan olabilir.) Bu rahatlık saat 22:00′de arabalarımızı İzmir’e götürecek TIR’ın SAİTEM Lab’ a gelmesiyle bozuldu ve herkes her bir yerlere koşuşturmaya başladı. Açıkçası bu heyecanı gerçekten özlemiştik… Yaklaşık iki saatte arabalarımızı, ekipmanlarımızı ve kişisel eşyalarımızı TIR’a yerleştirip minibüslerimize bindik ve benim 3 numaralı minibüsten telsiz ile ‘ 8 saat sürecek Adapazarı-İzmir seyahatine hoş geldiniz ‘ anonsumla seyahatimiz başladı… Yolculuk esnasındaki bir kaç küçük aksilik ile 9 saat süren Adapazarı-İzmir yolculuğunu Pınarbaşı tabelasını gördükten koro haline dile getirdiğimiz (en azından bizim aracımızda) ‘ Pınar Başı burma burma’ şarkısıyla sonlandırdık… :)

Ve ilk Gün;

Sabah 8.30 da ulaştığımız İzmir Pınarbaşı Ülkü Yarış pistine ilk ulaşan ekiplerden bir tanesiydik. Bu durum bize en azından padok imkanı için biraz da olsa avantaj sağladı. Bizde yetkililerle konuşup piste yerleşmek için hazırlıklara başladık… Hazırlıklar gece yolculuğunun verdiği yorgunlukla bazen bir matın üstünde uyku tulumuyla bazen yemek hazırlamak için konteynırımızda, arabalarımızdan da hazır olmasının verdiği rahatlıkla yavaş yavaş ilerledi… Gün genellikle bir yandan İzmir’i ve pisti tanımaya çalışmakla bir yandan da daha önceden belirlediğimiz eksiklileri gidermek için İzmir’de tur atmakla geçti. İhtiyaçlarımızın tamamını karşılayamadık ama gerçekten çok yorgunduk ve gün içinde uyku tulumuna teslim olan arkadaşlarımızla birlikte ekip olarak günü erken kapatıp kuş tüyü matlarımız ve sıcacık uyku tulumlarımız ile mışıl mışıl uyumaya başladık :)

2. gün..

İkinci güne uyandığımızda bizi artık deli etmeye başlayan ’sıcaklık’ etkisini git gide artırmaktaydı. Bu bizim için işleri biraz zorlasa da hazırlanma gerekliliğinden dolayı çeşitli serinleme yöntemleri ile bir şeyler yapmaya devam ettik. Biz bir yandan sıcaktan kaçmaya çalışırken  bir yandan da hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışıyorduk ki, yüzlerimizi güldürecek ilk haber sponsorlarımızdan geldi; bu mutlu haber ise yiyeceklerimizin konteynerdeki yerini alışı idi :) Bu mutlu haberden sonra ikinci olarak ise Kanal Türk TV kanalı aracımızın görüntüleri ile birlikte güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Gün hafif hafif ağarmaya sıcaklık yerini rüzgara bırakmaya başlarken dj Erjü şarkıları, alevde ızgara playstation oynamak gibi ekstra organizasyonlar SAİTEM Padokta Formula G devam ediyordu…

Dipnot: Yarış Pistinde ikinci gün geçerken pist yetkileri bize, kendi belirttikleri şekilde ‘ çok organize ve sosyal bir ekipsiniz bu yüzden gelin Dünya kupası  yarı final maçını beraber yayınlayalım’ teklifini sundular. Bizde onları kırmadık ve RedBull standında bir yandan RedBull’larımızı yudumlarken bir yandan da maçımızı izledik. Bu tip etkinlikler ve sosyal birliktelik ekibimiz açısından çok önemli ve bunu fark eden organizasyon sahiplerine bize destek oldukları ve fikirlerimizi benimsedikleri için gerçekten çok teşekkür ederiz.

Gizli Bilgi: İkinci gece için diğer küçük bir ayrıntı ise sevgili videocum Oğuzhan’ın içindeki starı Küçük Park’ta bir Karaoke Bar’da ortaya çıkarmasıydı. Ayrıntılar bende gizli :)

3. Gün: Biz hazırız, artık yarış başlasın…

Artık bizde sabırsızlanmaya başlamıştık ki bu sabah uyandığımızda artık SAGUAR’ların piste çıkma vakti gelmişti. Sabahın erken saatlerinde başlayan koşuşturmamız TRT’nin çekim için Padok alanımıza gelmesiyle biraz daha hızlandı.  TRT ‘nin 2 saat süren çekimi ve ekibimizden yine benimle aldığı röportajdan sonra tam nefes alalım diyorduk ki… Faydasız olduğunu anladık çünkü pistte Teknik kontrollerin başladığı  anonsu yankılandı…

Teknik testlerin verdiği heyecan ile eksiklerimizi hızlı hızlı tamamlayıp soluğu TUBİTAK test alanında aldık. SAGUAR NL’in diğer araçlardan farklı duruşu ve yapısı pist yetkilileri ile aramızda biraz sorun oluştursa da karşılıklı anlayış ve iletişim yoluyla biraz zaman alarak NL’in teknik testlerini sorunsuz tamamladık. Sıra emektar aracımız X8′e geldiğinde saat 16.00 civari idi. X8 ise NL’den farklı olarak bir çırpıda testi geçtikten sonra son durağımız Fren ve Güvenlik testleri için pistin girişinde rampaya doğru yola koyulduk. Bu testleri de araçlarımız zorlanmadan geçtikten sonra sanırım son sözler artık SAGUAR’ların…

Dipnot: Son olarak 3.Gün sonunda edindiğim izlenimler ile mutluluğumuz devam ediyor diyebilirim. Diğer ekiplerin yakın ilgisi pist sorumlularının bizi örnek ekip olarak göstermesi bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Bu durum ne kadar omuzlarımızdaki sorumluluğu artırsa da bir o kadar da güzel duygular yaşatıyor, umarım buna layık olabiliriz…

Benden Notlar: Bugünlük fotoğraf ekleyemiyorum beni affedin, yarıştan fotoğraflarımız ve 4.gün notları yarın akşam burada olacak :)

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

Haz
21
2010
2

FORMULA G öncesi son Durak Kompoist’10

Formula G yarışına hazırlandığımız bu günlerde küçük bir heyecan daha yaşamayı göze alıp daha önceden yaptığımız programı bozmadan Kompoist 2010′da geçtiğimiz günlerde katıldık.

Kompoist fuarı genelde kalabalık ve ilgi çekicidir. Bunun sebebi bana göre kompoist ile özdeşleşen teknoloji harikası ürünlerin sergilenmesi ve ilgi çekici üretimlerin fuar alanında bizzat üretilmesidir. Ancak bu sene öyle bir durum oluştu ki, bu fuara yıllardır katılmamıza rağmen hiç bu kadar tenha bir fuar alanı görmemiştim. Tabir-i caizse fuar alanındaki çok sınırlı sayıda insan SAGUAR NL’i ve revize edilmiş ANADOL’ları görüp fuarı terk ediyorlardı. Bu duruma tam olarak ne sebep oldu bilemiyorum ama bence fuar yetkililerinin bunu acilen gözden geçirmesi ve bize o bildiğimiz kompozit fuarını tekrar yaratması gerektiğini  düşünüyorum…

Ama… Her şeye rağmen bizi maddi ve manevi olarak destekleyen firmaların bizi orada görüp hemen yanımıza koşması, sıcak ve samimi tavırları ile bizi kutlamaları çok hoştu ve bu da bize Kompoist 2010′dan güzel bir hatıra olarak kaldı. Sanırım buda bize Formula G 2010 öncesi çok iyi bir moral oldu…

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

Nis
11
2010
8

Yaşamak Dediğin Nedir ki?

Sahip olduğumuz değerler, avuçlarımızda tuttuğumuz geleceğe dair birkaç parça umut, belki kırık dökük arkada kalmış üç beş parça eşya belki de içimizde hiç bitmeyen bir başarma pınarıdır yaşamak. Kimimize göre çok kıymetliyken bu yaşam kelimesi kimimiz için acılarla dolu, kapkara bir geçmiş ya da bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle bir çocuğun oyuncağına sıkı sıkı sarılmasıdır.

Hepimiz en az birkaç kere tökezlemişizdir bu hayat maratonunda. Belki çok güçlü rakiplerimiz olmuştur yanımızda belki de yapayalnız koşmaktayızdır bu uzun yolda. Elde ettiklerimiz ve edeceklerimiz için bıkmadan usanmadan hep koşmuşuzdur. Hep daha iyisi olsun isteyenlerle, bugünümüzü de çok şükür diyen insanlar çoğu zaman aynı masa etrafında oturmuş, yaşamlarını devam ettirmektedir.

Bugün elde ettiğin ve sahip olduğun değerler için kim bilir kaç kez hırpalandın ya da sen kaç kişinin kalbini kırdın hiç düşündün mü? Yapsam mı daha iyi olur yoksa pes edip geri çekilsem mi sorusunda kim galip geldi? “Hayat bu herkesin başına gelir üzülme” diyen veya “Sakin düştüğün zaman yeniden yarışa devam edemeyeceğini sanma” diyen kaç dostun oldu? Çok mu güvendin insanlara yoksa canını yakanlar yüzünden mi büyük duvarların var artık?

Yaşamak en büyük şanstır insanlar için. Bu şansı en iyi şekilde değerlendirmek ya da bir köşeye bırakıp yapayalnız çürümeye bırakmak tamamen senin tercihindir. Evet, herkes kendisi ve sevdikleri için güzel şeyler arzular ve planlarlar ama bunlara ulaşabilmek için kaçımız emek verip, zaman harcıyoruz. Çoğu insan hayatının gerçekten çok boş geçtiğini ve ya iyi değerlendirmediğini yolun sonuna geldiğinde fark ediyor. Neden böyle bir döngü var ki? Keşke birileri olsa da bize bu kaçan treni yakalamamız için son kalkış ikazını yapsa. Belki o zaman yaşamın o güzel anlamını çok geç olmadan bir kez daha anlama şansını yakalayabiliriz.

Bugününün diğer günlerden ne farkı var? Kendin için, geleceğin için ya da hayallerin için neler başardın bugün acaba? Gibi sorularda çok küçükte olsa umarım birazcık ilerleme ve ya gelişme gösterebiliriz hepimiz.

Zaman özellikle bizim gibi üniversite öğrencileri için çok hızlı geçmekte. Bu yüzden yaşamdan ve onu anlamlı kılan hayallerinden asla vazgeçme. Tek başına olsan da ya da yanında kocaman bir ekibin olsa da tüm umutların ve beklentilerin için zorluklara dört elle sarıl. Çünkü hiçbir şey kendiliğinden getirilip avuçlarımızın arasına bırakılmayacak ve eğer sen hala yerinde saymaya devam edecek olursan o zaman trenini kaçıranların arasında olmaktan kendini hiçbir zaman kurtaramayacaksın.

Dününden ders al ama asla nefret etme, Bugün mutlaka eyleme geç, başka zamana erteleme hayallerini ve yaşamını renklendiren şeyleri. Ve yarınların ise hep sana umut ve heyecan getirsin ki çalışmaktan, kendini geliştirmekten asla yorulma.

Zaman, dostluklar ve yaşam o kadar kıymetli ki senin için; mutlaka sahip olduğun bu değerlere karşı yapman gereken sorumlulukları yerine getir. Yaşam sana verilmiş olan tek kullanımlık bir hediye bunu sakın unutma. Yaşamının kıymetini bilmen ve iyi değerlendirmen dileğiyle…

N.Cansu YILMAZ-Kalite Grubu

Tem
06
2009
6

Ah Be Sinan !

img_0045 Avustralya yolunda üretim ekibimiz de yoğun ve heyecanlı dakikalar yaşıyor. Bunun kapsamında ekibimizin değişmez toplantı alanı Orman Park’da Mekanikçi arkadaşlarımız buluştular ve mekanik parçalarının üretimini masaya yatırdılar. Yalnız toplantıda olan bir olay Sinan’ın yüreğini ağzına getirdi. Sinan içinde SAGUAR’ın çizimleri bulunan bilgisayarın üstüne çay döktü ve bilgisayar(Şenol’un) hafıza kaybına uğradı. Sinan’ın geçirdiği korkulu dakikalardan sonra bilgisayar kendine geldi ve özellikle Sinan rahat bir nefes aldı tabi lö Şenolu da unutmamak lazım :D

Haz
14
2009
2

TOPLANTI ÜZERİNE TOPLANTI

09061400021

SAİTEM ekibi olarak ders sezonunun bittiği ve hatta yaz okulunun da başlayacağı şu günlerde hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Bugün Basın-Tanıtım grubumuz akşam saatlerinde şehrimizin güzide mekânlarından Orman Parkta ekibimizin amcası Salih Amcamızın da katılımıyla güzel ve verimli bir toplantı düzenledi. Toplantı da Basın-Tanıtım grubundaki görev dağılımı ve önümüzdeki günlere yönelik planlar yapıldı. Ancak ekibimizin mekanikçi arkadaşları basın-tanıtımdaki arkadaşlar kadar şanslı değildi ama bu onları pes ettirmedi onlarda toplantılarını Windows Messenger ortamında yaptılar. Sonuç olarak ekibimizdeki herkes şu günlerde canını dişine takmış yeni hedefler için çalışıyor. Biz inanıyoruz ki bu inançla devam edersek başarı hiçbir zaman bizi terk etmeyecek…

May
19
2009
3

SAİTEM ÜYELERİ YİNE NECİP BASKETBOL TURNUVASINDA BULUŞTU!

Kaptan Jack in Tayfası Vs Nuyocan Tayfası

Üniversitemizin hemen girişinde bulunan Necip Basketbol Sahasında düzenlediğimiz turnuvada takımlar şöyleydi: Kaptan Jack’ in Tayfası; Muhammed, kolpa mühendis ve elmalı Nuyocan Tayfası: MCN, löşenol ve Zek… Turnuvamızın şartlarına göre 15-0 başlayan mücadeleyi yine iyi olan takım Nuyocan Tayfası kazandı: 42-18. Ekibimizin Başkanı ve Nuyocan tayfasının yırtıcı skoreri Fatih’in son 5 sayıyı da tek eliyle atması turnuvamızın ilginç anlarındandı. SAİTEM ekibi olarak yine çok eğlenceli bir gün geçirdik ve Global Green Challenge için moral ve enerji depoladık.

                100_75231

Nis
25
2009
2

Gece Çalışmaları

Tecrübeleriniz, başarılarınız, araştırmalarınız, hazırlıklarınız… Ne kadar sistemli hareket etsenizde, nekadar toleranslarıyla birlikte bir iş takvimi çıkartsanızda, son günler uykusuz geceler, Laboratuarda sabahlamalar ve gece çalışmaları kaçınılmaz olur. Yarış kazanmadaki en önemli durumlar bu gece çalışmları sayesinde aydınlanır. Araç üzerinde son rotüşlerini yapan teknik ekibin yanısıra onların motivasyonunu sağlamak için idari ekipte mesaidedir.

Geçtiğimiz gece Almanya’dan birinci olarak dönmesini en içten dileklerimizle istediğimiz SAHİMO aracımızın yarış öncesi testlerini yapmak üzere laboratuardaydık.Toparlanan eşyaların kontrolleri yapıldığı için Sponsorluk ve Tanıtım  ekipleride zaten araç üzerinde çalışan teknik ekibin yanındaydı. Bir yandan müzikler eğlenceler yapılırken diğer taraftan motor ve dişliler ölçülüyordu…

Hava alaca karanlık bir hale büründüğü vakitlerde Sponsorumuz Yaşar Vinç Sanayi sahibi Mehmet Erol Bizlere hem moral vermek hemde daha önceden ilgilendiği sorunların sonucunu öğrenmek üzere laboratuara giriş yaptı. Bir çok konu üzerinde Mehmet Abimizle fikir alışverişi yaptık ve kendisinden tavsiyeler aldık.

Vakitler birazdaha geçmiştiki ekibimizde dolanan bir mangal partisi söylentisi o anda yeniden dile gelmişti. Bizim sonuca ulaştıramadığımız muhabbeti Mehmet Abimiz ‘’sen ateşi yak ben birazdan geliyorum” sözü ile bitirmişti. O an nokta koyulmuştu ve o nokta öyle güzel bir sonuca uzanıyordu ki hiç birimiz o noktayı kaldırmak istemedik. Saygımızdan şüphesinin olmadığını düşündüğümüz Mehmet Abimizin samiyetini şükranlarımızla karşılıyorduk.

Okuyucuların iştahları kabarmaması için atıştırma kısmını atlayarak geçeceğim ama çok güzel bir kaç saatin geçmesi bizeler için en büyük motivasyon oldu. Bu geceyi bizelere sağlayan Mehmet Abimize bir kez daha buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Gece sonrasında çalışmalara devam eden ekibimiz yeni bir güne Mehmet Abimizle beraber girdi. gece 12 yi geçen bir saatte Helikopter pistinde yapılan hız testinde direktiflerini ve desteğini eksik etmeyen abimiz ile çekildiğimiz bir kare fotoğrafı ekleyerek yazımı sonlandırıyorum.

Bizlere desteklerini esirgemeyen tüm büyüklerimize, arkadaşlarımıza ve ailelerimize sonsuz teşekkürler…

220420091180

Şub
14
2009
2

İÇİMİZDEN BİRİ

SAİTEM Basın Tanıtım ekibi olarak, SAITEM Mekanik ekibi üyelerinden Ahmet Sabah’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Soru cevap şeklinde gerçekleşen sohbetimizde Ahmet Sabah hakkında ve Ahmet Sabah’ın görüşleriyle SAITEM hakkında bilgilerimizi tazeledik. Şimdi bu sohbetin bazı kısımlarına geçelim.
MBM: Merhaba Ahmet, öncelikle SAİTEM’deki görevinden başlayalım sohbetimize.
AS: SAİTEM’de mekanik ekipte yer alıyorum. Öncelikle tasarım, üretime geçiş kontrol konularıyla ilgileniyorum. Mekanik ekipman ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli yerlerle görüşmeler yapıyorum. Az da olsa sponsorluk ve tanıtımda da görev alıyorum.
MBM: Dört bir yandan SAİTEM’e sarılıyorsun gibi bir izlenim uyandırdın bende. Doğru mudur?
AS: Dört bir yandan tabiri kimi zaman yetersiz kalıyor diyebiliriz. Gecemizi gündüzümüzü SAİTEM’e veriyoruz.
MBM: Peki bu kadar istekli ve özverili çalışmanızdaki etken veya itici güç nedir?
AS: SAİTEM’deki dayanışma ekip çalışması, ortaya konulan hedeflere bir bir ulaşılması ve tabii ki daha üniversite sıralarındayken Türkiye’nin teknoloji gelişimine katkıda bulunmak bizlere itici güç oluyor.
MBM: Öğrenci toplulukları arasında SAİTEM’in bu kadar ön planda olması ve yurt dışında başarılar kazanmasının sebebi belkide bu söylediğin itici güçlerdir. Ben aslında bu çalışma ortamına ilk nasıl girdiğini merak ediyorum. Bundan biraz bahsedebilir misin?
AS: Üniversiteye ilk başladığımda sanayi ile iç içe olmak, derslerde aldığımız teorik bilgileri uygulamaya dönüştürmek büyük bir hayalimdi. SAİTEM’in başarılarını duyuyordum ve hayal ettiğim çalışma ortamı için SAİTEM buna en iyi örnekti. Zamanla SAİTEM’deki arkadaşlarımla tanıştım ve yavaş yavaş ekibin bir üyesi oldum.
MBM: Ekibin içinde olduktan sonra Türkiye’deki ve dünyadaki teknoloji gelişimini eminim ki yakından takip eder olmuşsundur. Tam da bu noktada SAİTEM’in Türkiye’deki teknoloji gelişimine katkısını nasıl görüyorsun?
AS: SAİTEM üyesi olmak gerçekten ciddiyet istiyor ve devamlı araştırmalar yapmak zorundasınız. Bu durumda teknolojiden uzak kalmak imkansız. SAİTEM, bünyesindeki lisans öğrencilerini iş hayatına hazırlıyor ve ileride benzer projeleri Türkiye’ye kazandıracak alt yapıya sahip mühendisler yetiştirme konusunda önemli bir yer teşkil ediyor. Bu sayede SAİTEM hem bilinçli mühendis yetiştirdiğinden hem de Türkiye için önemli projelere imza attığından teknoloji gelişiminde önemli bir rol oynuyor.
MBM: Bu teknoloji gelişim sürecini sadece lisans öğrencilerinin tek başlarına gerçekleştirmeleri oldukça zor. Bu tür projelerin maliyetleri oldukça yüksek. Projelerinize ekonomik girdileri nasıl sağlıyorsunuz?
(derin bir of çekiliyor)
AS: Kolay değil gerçekten. Projelerin maliyetleri oldukça yüksek ve sponsor desteği olmazsa bu projeleri gerçekleştirmek imkansız. SAİTEM kurulduğu günden beri elde ettiği bilgi birikimi, başarılar sayesinde her geçen gün projelerindeki sponsor sayısını arttırıyor ve dünyanın sayılı ekipleri arasına girme konusunda emin adımlarla yoluna devam ediyor. AR-GE konusunda OTOKAR, MEKANO, YONTECH, ANOVA MÜHENDİSLİK, D-REFLEX, ENDUSTRİYEL DİZAYN gibi firmalardan teknik destek alarak hem profesyonel çalışmalara imza atıyor hem de kendimizi iyi bir şekilde geliştiriyoruz. Her biri kendi alanında lider olan bu firmalarla yürüttüğümüz ortak çalışmalarda mühendislik etiğini, yaklaşımını da öğreniyor, mühendislik öğrencisiyken mühendislik ruhuna sahip oluyoruz.
MBM: Biraz da yaşadığınız mühendislik tecrübelerinden ve bu tecrübeleri edinirken yaşadıklarınızdan bahsetmek istiyorum. Bu konuda bizlere neler anlatabilirsin?
AS: SAİTEM’in bizlere kattığı en önemli tecrübe bana göre aldığımız sorumlulukları yerine getirme bilincini kazandırmasıdır. Mekanik grubu olarak proje sürecinde tasarım aşamasında öncelikle bilgi eksikliğimizi kapatıyor daha sonra kimi zaman sabahlara kadar aldığımız görevi yerine getirmeye çalıyoruz. Üretim aşamasına geçtiğimizde üretimde karşılaştığımız sorunlar karşısında tecrübe sahibi oluyor. Bir prosesin tasarımdan üretimine kadar olan süreci en iyi şekilde uygulamış ve öğrenmiş oluyoruz.

MBM: Bir nevi risk yönetiminde de tecrübe sahibi oluyorsunuz?

AS: Kesinlikle, örneğin tasarımlarımızda amacımız öncelikle aracımızın hafif olması. Bunu başarabilmek için analizlere önem veriyoruz. Test aşamasına geçtiğimizde aldığımız riskleri değerlendiriyoruz. Olumsuz sonuçlar bile bize tecrübe olarak geri dönüyor ve bir daha aynı hatalara düşmemek için ekip olarak bilinçleniyoruz. Karşılaştığımız sorunlara daha profesyonel yaklaşmayı öğreniyoruz.
MBM: Bu testleri yaparken olumsuz durumlarla karşılaştığınızda sorunları çözmek için izlediğiniz yöntemler nelerdir?
AS: Öncelikle hatanın nedenini araştırıyoruz. Hatayı tespit ettiğimizde, bilgisayar ortamında tekrar inceleyerek sorunu çözüyoruz ve iyileştirmeleri gerçekleştirip analizini tekrar yapıyor ve üretimi gerçekleştiriyoruz.
MBM: Bu üstün çaba gerektiren işlerin devamlılığını nasıl sağlıyorsunuz? Diğer bir deyişle SAİTEM’in devamlılığını nasıl sağlıyorsunuz?
AS: SAİTEM’in kuruluşu 2003 yılına dayanmaktadır. O günden bu güne sürekli hedeflerini büyüten bir ekip mantığında olmamız devamlığımızı sağlayan en büyük etken bana göre. Sahip olduğu amatör ruhla profesyonel ürünler ortaya koyabilen, ekibin misyon ve vizyonlarını benimseyen ve öncelikle bunları yerine getirmek üzere ekibe katılan öğrencilerin sayesinde SAİTEM devamlılığını sürdürüyor.
MBM: Ekibe yeni katılan üyelere bilgi aktarımı nasıl oluyor peki? Yeni katılan üyeler stajyer olarak mı başlıyor çalışmalara?
AS: Aslında şu yol izleniyor. Ekibe yeni katılan arkadaşın öncelikle hangi bölümde çalışacağı belirleniyor ve seninde dediğin gibi stajyer denebilecek şekilde çalışmaları yakından takip ediyor. Bu sırada bilgi birikimi zamanla artıyor ve ekipteki yerini alıyor.
MBM: Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim. Son olarak da kendi hedeflerinden bahseder misin?
AS: Karşılaşacağım problemler konusunda tecrübe sahibi olmak. SAİTEM içinde görevlerime mezun olana kadar devam ederek ekip çalışmasına uygunluk özelliğimi daha da geliştirmek istiyorum. İleride Türkiye’nin geleceği olacak projeler içinde bulunmayı ve gerçek bir mühendis olmayı hedefliyorum.
MBM: Bu güzel sohbet için teşekkür ederim Ahmet.
AS: Ben teşekkür ederim.

dsc01453

AHMET SABAH

Hazırlayan: Mehmet Burak MISIRLI

Kas
29
2008
2

SAITEM ve World Solar Challenge…

[lang_tr]Geçtiğimiz günlerde World Solar Challenge organizatörlüğü The South Australian Motor Sport Board’a geçti.Bu değişimden sonra WSC bir hafta ertelendi.World Solar Challenge 25-31 Ekim 2009 tarihleri arasında yapılacak.

Bir önceki yazımızda sizlere World Solar Challenge’tan genel anlamda bahsetmiştik.

1983 yılından bu yana uzanan bir hikaye World Solar Challenge.

Dünya’nın çeşitli yerlerinden gelen ,ortak amaçları teknoloji üretmek daha temiz bir Dünya için güneş enerjisinin kullanımını yaygınlaştırmak olan,laf ile değil beyin gücüyle birbirleriyle mücadele eden ileri teknoloji ekiplerinin tüm kozlarını ortaya koyduğu bir yarış World Solar Challenge.Ülkelerinden binlerce kilometre uzakta Avustralya’nın kavurucu güneşi altında bir rotayı tamamıyla bitirebilme mücadelesi.Hem yarışacak araç hem de ekip için bir dayanılıklık testi.Değişen koşullara ayak uydurabilme mücadelesi.

Yaklaşık 3000 kilometrelik bir parkur,kavurucu Avustralya güneşi,2 yıllık bir çalışma,bir güneş arabası ve büyük bir ekip..Uykusuz gecelerin karşılığının alınacağı günler.Dünya’nın ileri gelen üniversitelerinin mücadelesi.Sonuç olarak kazanan tüm Dünya.Belki de World Solar Challenge gibi bir yarış yapılmasaydı,güneş enerjisi teknolojisi bugün bulunduğu konumda olmayacaktı..

World Solar Challenge Tanıtım Videosu:

Yaklaşık 20 yıldır yapılmakta olan bu yarışa ülkemizden bugüne kadar hiçbir katılım olmadı,olamadı ne yazık ki.Belki kendileri de inanmadılar başarabileceklerine belki başkalarını inandıramadılar.Dünya’nın ileri gelen üniversiteleriyle yarışmaya çekindiler belki.Belki finansal destek bulamadılar.Belki de başarısız olmaktan çekindiler.Gerçek şu ki bu güne kadar hiç bir Türk ekibi Avustralya güneşinin altında ilerleyen bir araç yapamadı.”Ya Yaparsak?” bile diyen çıkmadı.

SAITEM gece gündüz demeden çalışıyor ve başarı sağlamak üzere SAGUAR NL‘i Avustralya yolculuğuna hazırlanıyor.

Biz inandık…

2003 yılında ilk güneş arabamız SAGUAR X4‘e hayal ürünü diyenlere cevap olarak nasıl başarılı olduysak,Shell Eco-Marathon’a katılıp derece alacağımıza inanıp nasıl Türkiye’ye derece getirdiysek,World Solar Challenge için de aynı inancı taşıyoruz.

SAITEM hayallerin ürüne dönüştürüldüğü bir ekip ki bu yüzden sloganımız.

“Hiç hayalle gerçeği birbirine karıştırdığınız oldu mu?”

cümlesidir.

Daha önceki projelerimize hayal gözüyle bakanlara rağmen çok ama çok çalışıp başarılar kazandığımız gibi,yine oldukça yorucu bir çalışmayla World Solar Challenge‘a hazırlanıyoruz.Ülkemiz Türkiye’mizin adını binlerce kilometre uzakta tüm Dünya’nın izlediği World Solar Challenge‘ta duyurup,Türklerinde bir şeyler üretebileceğini göstermek amacıyla son sürat çalışıyoruz.

Nasıl bir çalışma içerisinde olduğumuzu ve ekip psikolojimizi daha yakından anlamak isteyen kişilere Devrim Arabaları filmini izlemelerini kesinlikle tavsiye ediyoruz.

Devrim ekibinin “Ya Yaparsak?” ruhuyla hareket ederek,yapacağımıza tam anlamıyla inanarak SAGUAR NL aracımızı World Solar Challenge için tüm ayrıntılarına kadar hazırlıyoruz.Umuyoruz ki artık ülkemizde başarılar cezalandırılmıyordur…

Düşünce ve önerileriniz için: solarcar@sakarya.edu.tr

Salih BAYDAN

SAITEM-Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu[/lang_tr]

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel