Oca
05
2010
4

SAİTEM’li Olmak

SAİTEM’e başvurduğum 2005 yazından itibaren iyisiyle kötüsüyle 3 seneyi geçtim, ilk ekibe girdiğimiz zaman SAİTEM’in kurumsal temelleri atılıyordu. Efsane başkan Barış abi, Action man Hüsnü abi ve Emektar Ersin abi. Onlar bize çok güzel bir emanet bıraktılar. SAİTEM’in daha yeni kurumsal yapıya geçtiği dönemlerdi ve hepimiz için zor bir süreçti, yapılan projelerin bugüne nazaran daha kolay olmasına rağmen ben ilk 2007 de olduğu kadar hiç zorlanmadım. Teknik açıdan zayıftık, sanayiye ilk defa bu denli açılmıştık, ekonomik altyapımız zayıftı ama herşeyden önce bize abilerimizden gelen bir cesaret vardı. Başlangıçta buna cahil cesareti dediler, sonra işi öğrendik aptal cesareti dediler. Aynı zamanda SAİTEM’li olmanın getirdiği bir yılmazlık, azim ve karşısındaki adamı pes ettiren bir inatçılık vardı. Pes etmezdik inatla saldırır en umutsuz anda birbirimizden güç alırdık. Hiç durmadan aknlar yapardık ve işin kritik gününde nedense hep işi çözerdik. Bilmediklerimizden korkmazdık, öğrenmeye çalışırıken korkutmaya çalışanlara bakmaz yolumuza devam eder, iş bittikten sonrada biz ne yaptık der işe bakar birbirimize gülerdik.  Her başarı sonrasında bir üstüne gözleri diker nedense dinlenmeyi düşünmezdik. Yarış sonrası diğer ekipler gezerken biz seneye ne yapıcaz onu konuşmaya başlardık, piskopatça gelebilir ama bundan zevk alırdık. Avustralya’ya gitmeye karar verdiğimizde bu işin zor olduğunu biliyorduk. Son aylara yaklaştıkça herkez daha gergin daha endişeli olmaya başlamıştı herkeste içten içe bir korku vardı ama kimse bunu seslendirmiyordu çünkü birbirimize baktıkça cesaret alıp dahada asılıyorduk yaptığımız işe. Biz SAİTEM’li olmayı birbirmizden öğrendik, her zaman işimizi iyi yapınca mutlu olduk. Çünkü bize Hüsnü abinin verdiği bi fantezi dünyası vardı. Her zaman daha iyisini hayal ederdik, yetinmezdik.

Sürekli yeni arkadaşlar katıldı aramıza, çok eleştiriler aldık yeni arkadaşlarımızdan, onları ekibe kolay dahil etmediğimiz, sıcak davranmadığımızı söylediler. Bunları bize söylediler çünkü onlarda ekibe girmek için bizim kadar inatçıydılar, hırçındılar. Şuanki başkanımız M. Burak bu durumdan çok şikayetçiydi, her ne kadar biz böyle yapmadığımızı savunsakta her SAİTEM’li gibi bide gelen eleştiriler karşısında gerekli düzenlemeyi yaptık. Ne yazıkki ülkemizde kurulan üniversite topluluklarında kurucuların mezun olması ile topluluk dağılma sürecine girmekte.  Biz bu sorunu çözmek için ilk kurulduğumuz günden bu yana çalışma yapmaktaydık fakat değindiğim gibi yeni arkadaşlardan aldığımız eleştiriler doğrultusunda bunu kurumsal bir yapıya dönüştürmeye karar verdik ve 2009 yılında Kalite Departmanı Cansu Yılmaz yönetiminde faaliyete başladı.  Aldığımız emanetin öncelikle yeni arkadaşlara sağlam teslim edilmesi gerekiyordu ve ekibin emin ellerde olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. İlk zamanlar bize yol gösteren Hüsnü abinin gitmesi ile ne yapıcağımızı Erdem’le çokça defa konuşmuştuk. Aynı şekilde Efsane Makinacı Resul’ünde danışmanlığa geçmesiyle birlikte Erdem’le aynı endişeyi çokça defa dile getirmiştik. Ama gördükki SAİTEM bir kültürdü ve Resul’ün sorumluluklarını alan Şenol aldığı emaneti sapsağlam taşıdı.

Yazımın bu anında kadar hep geçmiş zamanda cümleler kurdum. Ama burdan anlaşılmasınki anlattığım SAİTEM kültürü geçmiş zamana ait. Zaten SAİTEM üyesi olmak için öncelikle SAİTEM kültürü taşıması gerekir. Buradan yeni arkadaşlarıma selam ederim.  Biz aldığımız emaneti sapsağlam vermenin gururunu taşıyoruz, sizlerde öncelikle emaneti sağlam vermek için çalışın. Zaten SAİTEM kültürü sağlam kaldıkça başarılar gelecektir.

Yaziyi gonderen Tarık Akkoyunlu in: SAITEM | Etiketler:
Kas
29
2009
2

SAITEM’de Malzeme Bilimi

Herkese Merhabalar,

Üniversitelerde, özellikle de öğrenci kulüplerinde sürekli yaşanan olağan bir probleme değinmek istiyorum. Kulüplerin sürdürülebilirliği noktasında, yeni arkadaşlara ulaşmak, yeni ekip arkadaşlarının sürece dahil edilmesi ve birikimin bu yolla geleceğe aktarılması noktasında bir hayli eksiğiz ülke olarak. Bundan önceki süreç gösterdi ki, öğrencilerden kaynaklı sorunlar olabileceği gibi eğitim sisteminin de getirdiği bir sıkıntı var burada. Sistem lisans öğrencilerini daha çok cesaretlendirmeli, SAITEM benzeri oluşumlara öğrencileri daha çok teşvik etmeli. Bizler de yeni ve istekli arkadaşlara her zaman çok ihtiyacımız olduğunu ifade edebilmeliyiz.

Ekibe ilk başvurduğumda açıkcası ekipte ne yapabileceğimi, hangi işin neresinden tutabileceğimi pek bilmiyordum. Tek bildiğim şey bu ülke için birşeyler yapmaktı. Metalurji ve Malzeme mühendisliği öğrencisiydim. Ama okulda aldığımız eğitimle, SAİTEM’de yapılanları gördüğümde ikisini yanyana bir türlü koyamıyordum. Malzeme mühendisleri olarak ekibe katıldığımızda, bu düşünce hengamesinde fikirlerimizi yönlendiren ve cesaret veren Barış,Ersin,Resul ve Actionman Hüsnü abi olmuştur. İlk toplantıda kompozit malzemeleri konuşmuş ve araştırmaya başlamıştık. Biz katılmadan önce ekipte malzeme mühendisliği’nden bir üye bulunmuyordu ve bu nedenle bu konularda çok eksiktik.

2006 yılında Metalurji ve Malzeme müh.’den 3 arkadaş olarak ekibe katılmıstık. Tarık,Hüseyin can ve bendeniz. Kompozit üzerine ekip olarak geçtiğimiz süreçte çok çalıştık, özellikle Tarık ve Mehmet bu konuda çok ciddi bir birikim edindiler(açıkcası Türkiye’de üstlerine tanımıyorum). SAGUAR X5′in kanopisi cam elyaf-polyester kompozitten yapılmıştı. SAGUAR X6′da yanlıs hatırlamıyorsam bunlara biriki küçük destek parçası eklenmişti. Birde eş zamanlı yapılan SAHIMO X2 şase ve kabuğu kompozit yapılan ilk SAİTEM aracı olma özelliğinde.
Ardından SAHIMO(X3)-MEKANO ile gelen karbon çılgınlığı, SAGUAR X7 ile devam etti. Son olarak da SAHIMO X4 ve SAGUAR NL ile infüzyon ve prepreg dünyasına adım atıldı. Ve hergeçen sene kalite ve başarılar giderek arttı.

Bu süreci detaylandırmayı Tarık ve Mehmet’e bırakıyorum. Benim söylemek istediğim şey, yıllar geçtikçe malzeme bilimine (kapsadıklarına) verilen önem de arttı. Ve bundan sonra da artması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte, kompozit teknolojileri alanında ve genel anlamda malzeme bilimi başlığında yapmamız gereken çok ciddi çalışmalar var. Bu nedenle Malzeme Mühendisliği’nden arkadaşlara herzamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz. Birkaç başlık vermek gerekirse, gelişmiş kompozit teknolojileri, üretim teknolojileri ve işleme, photovoltaik teknolojiler, üretim teknolojisi olarak kaplama uygulamaları(CVD,PVD), tribology, kapsamlı yapısal-manyetik analiz (ANSYS)vb…

Özellikle 1.sınıf ve hazırlıktaki arkadaşlar, önemli olan bilgi seviyeniz değil. Siz de Türkiye için birşeyleri (ilk) üreten olmak istermisiniz ?

Bu soruya ne kadar büyük bir istekle ‘Evet’ diyebildiğiniz önemli…

Bayramınız kutlu olsun, esenlik ve başarı dolu nice bayramlara

Eki
08
2009
2

Gun 9-10: Yolculuk

08.10.2009 TSİ 06.15 ASİ: 13.45Birkaç gün sizleri bizden bir haber bıraktık. Kusura bakmayın. Takdir edersiniz ki internet bulmakta oldukça zorlanıyoruz ve Melbourne-Adelaide yolculuğunu gerçekleştirdik geçen günlerde. Bu yolculuğun hazırlığı ve yol yazı yazmamıza vakit bırakmadı.

 

Melbourne’den Adelaide doğru yaklaşık 12 saatlik bir yolculuk gerçekleştirdik. Ama öncesinde SAGUAR ile buluşma anımız vardı=)

Erken saatlerde uyanıp SAGUAR’ı almak için hazırlıklara başladık. Hazırlıklarımızın ardından Hilkat Hanım ve eşi Sinan Bey ile vedalaşarak, SAGUAR’i almaya yola çıktık. SAGUAR’ı almak için hava alanına gittiğimizde, havaalanı görevlileri treylerimize bakıp “bu treyler kısa adamım, buna yükleyemeyiz” dediler. Alt tarafı 40 cm dışarı taşıyordu SAGUAR’ın olduğu kutu. Her zaman olduğu gibi abi yapma etme abi olayına getirerek ve bizim iyi niyetimizi görevlilere göstererek SAGUAR’ı alıp havaalanından ayrıldık. Havaalanından sonraki durağımız Grand Foods’tu. Sağolsun Grand Foods’un sahibi Ali Fuat Bey bize hem maddi olarak hem de manevi olarak büyük destek sağladı. Onu ziyaret etmeden Melbourne’den ayrılamazdık. 3 arabalık konvoyumuzla Ali Bey’in yanına gittik. Bir de baktık ki çok sayıda basın mensubu bizi bekliyor. Sevindik tabiî ki. SAGUAR’ı sıkı sıkıya yüklemiştik ama ısrarlara dayanamayıp kutuları sökerek indirdik aşağıya bizim canavarı. Birkaç poz, röportaj derken sıra geldi SAGUAR’ı tekrar kutulamaya. En zor kısım burası. Hem benim gibi bir şoföre emanet edileceğinden hem de uzun bir yola çıkacağından sıkı sıkıya bağlanmalıydı, sabitlenmeliydi SAGUAR. 2 saat gibi bir sürede bunu hallettikten sonra yola çıkmaya hazırdık artık. Dali dili, dali dili kornaları eşliğinde önde Tarık’In şoför mahaliinde bulunduğu Tarago, arkada benim şoförlüğünü yaptığım kamyonet ve ona bağlı treyler, en arkada da kimin kullandığı belli olmayan lancer ile yola çıktık. Ama lancer’daki arkadaşların hakkını vermek lazım. Yol boyunca bana çok yardımları oldu. Neyse çıktık yola. Yola çıktığımızda saat 16.40 gibi bir şeydi. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Yolda kanguru göreceğiz diye ağzımızı aça aça yola devam ediyorduk. Her yerde kanguru çıkabilir tabelası var bizde tedirgin tedirgin yolumuza devam ediyoruz. Ancak yolda ölü birkaç koala ve birkaç ölü kangurudan başka bir şey görmedik. Üzgün üzgün yola devam ederken, Erdem bizi beyaz kanguruların olduğu bir dinlenme tesisine götürdü. Bir düzine beyaz kanguruyu gördük, konuştuk, sohbet ettik. İlginç hayvanlar doğrusu.

Benim kullandığım kamyonet yaklaşık 3 ton olduğu için ( Malzeme kutumuz, SAGUAR’ın olduğu kutu, treyler, kamyonetin kendi ağırlığı) benzini sömürüyordu. Bende haliyle güvenlik için yavaş gidiyordum.  Sadece kamtyonet icin 2 depo benzin harcadık 750 km yolda. Birkaç kere de dinlenmek için durduk. Bu yolu 12 saatte tamamladık. Bütün gece araba kullanmaktan yorgun harap ve bitap düşmüşken güzelce uykunun hayalini kuruyordum. Ama asıl maceranın şimdi başlayacağından kimsenin olmadığı gibi benimde haberim yoktu.

Adelaide’a girdikten sonra otelimizi aramaya başladık. SUNNY’S diye bir yer. Dışarıdan küçük sevimli bir yer gibi gözüküyor. Neyse içeri bir girdik. Herkesin sinirleri bozuldu, ne desek güler olduk. Gülmekten karnımıza ağrılar girdi. Nasıl anlatayım size, bir odada 2 şer yataktan 3 ranza toplam 6 yatak var. Yataklarda şöyle; bir yatak boyutunda bulaşık süngeri düşünün, adamlar direk bulaşık süngerine benzer bir şeyi yatağın üzerine koymuşlar. Hadi burada yatın diyorlar. Pisliğinden, banyolarından falan bahsetmek dahi istemiyorum. Hala düşündükçe sinirim bozuluyor gülüyorum=))) Ama güzel bir anı oldu. Baya bir eğlendik güldük. E tabi isyanlarda çıktı ( şaka olarak tabii ki). Biz burada kalmayız, biz burada yatmayız demeye başladık=) Eee biliyorsunuz başkanımızda yufka yürekli, kıyar mı bize? Babacan ses tonuyla” tamam çocuklar hadi yatalım bu gece sabah bir yer ararız” dedi. İçimiz biraz rahatladı ama hala kuşkular devam ediyordu. Ben psikolojik olarak oranın pisliğinden dolayı kaşınmaya bile başlamıştım. Yanımda Kerem’e baktım. Adam hiiiiiç oralı değil. Fosur fosur uyuyor. Biz kahkaha atıyoryuz adam yorgunluktan uyumuş oralı bile değil.

Neyse biz Ercü ile gidip arabada yatalım dedik. Gittik arabaya ama soğuk hemde dedik arkadaşlarımızı yalnız bırakmayalım. Tekrar döndük otele. Bulaşık süngerine benzer yatağıma yattım. İnanılmaz bir şeydi. Bir iki dakika tekrar kaşındım ama yorgunluktan bende sızıp kalmışım. Sabah olduğunda Fatih, Muhammed, Salih yeni bir yer aramaya çıkmışlar. Sağ olsunlar yeni bir yer bulmuşlar bize. O lafi duyduğumda sevindim. Çünkü rezidans gibi bir yerde kalıyorduk Melbourne’de. Oraya alıştık. Adelaide’a geldiğimiz ilk günde böyle bir yerde kalmak hakikaten herkesi baya bir etkiledi.

Pılımızı pırtımızı toplayarak hemen yeni otelimize doğru yola çıktık. Yeni otelimiz diğerine göre baya baya iyiydi ama Melbourne’de kaldığımız UNILODGE’un yerini tabii ki tutamazdı. Odalara çıktık. Neyse ki temiz, güzel, rahat yata

klara ve odalara sahipti. Kocaman birde mutfağı vardı otelin. Herkes ortak kullanıyor ama temiz. Oraya alıştık, yemeklerimizi yedik, gırgır sohbet makara derken, artık çalışmalara başlama günlerimiz gelmişti. SAGUAR’da ki son eksiklikleri gidermek için TAFE’de çalışmalara başlayacaktık. Akşam olduğunda erkenden uyuyarak sabah erken kalkmayı planladık. Yemeğimizi yedikten sonra 20.00 sularında uyuduk. Sabah 06.00’da kalkarak kahvaltımızı yaptık, banyolar yapıldı, kişisel bakımlar tamamlandı ve 07.00’da TAFE’e doğru yola çıktık. TAFE kaldığımız otele 12 km uzaklıkta. Yakın sayılır. TAFE’e geldiğimizde Sercan Bey ve TAFE yetkilileri bizi gayet sıcak karşıladı.

Şimdilerde TAFE’e yerleştik çalışmalara başladık. Hatta atölyede yanımızda getirdiğimiz elektrik ocağında yemek bile yapıyoruz.

Bugünkü öğle yemeği menümüz. Sınırsız salamlı makarna, Uludağ gazoz ve sınırsıza yakın ekmek. Burada ekmek çok pahalı. Ekmek 5 AUD. Yer yer 6 AUD’ye çıktığı da görülüyor.

Hepimiz gayet iyiyiz. Mutlu mesut yaşıyoruz. İnternet buldukça sizlerle olmaya devam edeceğiz. Bizi özleyin=)))

Eki
05
2009
2

Gün 7: Bugün pazar dinlenme zamanı

04.10.2009 TSİ:19.30 ASİ:03.30

Bugün Avustralya halkına uyup bizde tatil yaptık. Her yer Pazar günleri kapalı olduğundan bizde neredeyse bütün gün uyuduk. Bu ilk günler biraz eğlence gibi oldu ancak bir iki gün sonra yarışın stresini fazlasıyla üstümüzde hissedeceğiz. Bu birkaç günlük ara iyi geldi sanırım hepimize. SAGUAR’I tamamlamak için herkes olağan üstü çabalar sarf etmekten harap ve bitap düşmüştü. Zorlu yarış öncesi dinlenmek, eğlenmek ve enerji depolamak hepimize iyi geldi.

Sanırım saat 18.00 gibi uyandık. Daha önce uyananlar olduğu gibi daha geç uyananlarda oldu tabi. Ancak neden geç uyandık. Dışarıda gezerken Melbourne’lü çılgın gençlere ayak uydurup saati sabahın 7 si etmişiz. Melbourne’lü gençlere ayak uydurduk dediğimize bakmayın. Yine biz bizeydik. Etrafı gezdik. Aramızda İngilizce konuşmaya çalıştık. Sohbet, muhabbet derken saat geçmiş işte=)

Uyandıktan sonra yemek arama derdine koyulduk. Yemeğimizi ve paramızı tasarruflu kullanmak zorundayız. İkisi de ne yazık ki çok az. Belki abartıyor diyeceksiniz ama aynen askeri eğitim. Zorluklarla başa çıkma mücadelesi=) Ama düşünsenize bu yarışı başarılı bir şekilde tamamlarsak; ooffff o zaman ne açlık kalır ne parasızlık (Yarışı başarılı tamamladığımızda bize yemek ve para vermeyecekler yanlış anlamayın=)) ). Sadece bunları unuturuz.

Heeh bak aklıma geldi. Türkiye’de otobanlara girerken gişeler olur ya, buradaki sistem bize göre çok saçma ( alışmadığımız için). Paralı yola girerken yolun üstünde TOLL yazıyor. Paralı olduğunu belirtmek için. Birde bizdeki OGS sistemine benzer bir sistemle parayı alıyorlar. Ancak ne gişe var ne bir şey. Parayı resmen çaktırmadan alıyorlar. Yolun kenarındaki okuyucular sayesinde araba geçtiğinde direk OGS cihazına benzer cihazdan parayı alıyorlar. EE tabi bizde buralara yabancı olduğumuz için nerden bilelim? Girdik yola. Hiç bir şey bilmeden. Hatta o girdiğimiz yolun paralı olduğunu ve sistemin nasıl çalıştığını da dün Naci abi anlatmıştı. O olmasaydı ceza ödeyecektik. Eğer 3 gün içinde öderseniz ceza gelmiyormuş. Bizde sabah olduğunda bu işi halletmeliyiz. Yoksa ceza ödemek zorunda kalacağız.

Bende neden uykum yok diyorum. Sabah SAGUAR’ı almaya gideceğizde ondan. Önce Melbourne limanından SAGUAR’ı ve malzemelerimizi alacağız ve 10 saatlik Adelaide yolculuğuna başlayacağız.

Şenol’da karşımda yatıyor. Uyurken susamlı çubuk kraker yiyor=)) Dediğime bakmayın uyanık tabi ki.

Yarın güzel gelişmelerle birlikte oluruz umarım=)))

Eyl
29
2009
3

SAGUAR AVUSTRALYA YOLCULUĞUNA BAŞLADI..

İki yıl gibi uzun ve bir o kadar da kısa zamanda; SAGUAR, uzun emekler, uykusuz geçen geceler, kaçırılan dersler ve hiç bir zaman fedakarlıktan çekinmeyen SAİTEM ailesine 27.09.2009 sabahı veda ederek Avustralya yolculuğuna başladı.

SAGUAR

Çoğu zaman imkansız gibi görünse de azmin ve inancın ürünü olarak hayata geçirilen SAGUAR projesi, bugün ekibimiz için büyük bir gurur kaynağı olarak binlerce kilometre uzaklıkta tüm Türkiye’nin heyecanla beklediği  GLOBAL GREEN CHALLENGE’ da bizleri temsil edecek.
100_9702

SAİTEM ailesi; SAGUAR’ın her aşamasında yaşanılan tüm aksiliklere ve engellere rağmen, bugün hepimizin gurur kaynağı oluşunu tüm ona inanan ve desteklerini hiç bir zaman esirgemeyen sponsorlarına ve destekleyenlerine sonsuz teşekkürlerini sunuyor.

Türkiye’nin Güneş Arabası SAGUAR ile hedefimiz , Avustralya’ya ve tüm Dünya’ya yaratıcı TÜRK gençlerinin varlığını bir kez daha hatırlatmak. Bu gurur ve şerefle yolumuza çıkan tüm engelleri  inancımızla ve azmimizle aşacağız.

SAGUAR’a şimdiden kazasız ve sorunsuz bir yarış diliyoruz.

Dualarımızla, iyi dileklerimizle ve her zaman büyük bir aile olmanın verdiği onurla hayırlı yarışlar, bol şanslar.

Eyl
11
2009
2

SAGUAR ETKİSİ SÜRÜYOR…

Tarih: 2 Eylül 2009 Çarşamba, Yer: İstanbul-TİM Show Center Saat: 10.00 Türkiye’nin Metropolü İstanbul’da billboardlar, metro araçları,  istasyonlar bir şeyi haykırıyor; her yer SAGUAR afişleriyle donatılmış. Yeni bir efsane geliyor, Türkiye’nin Güneş Arabası geliyor, SAİTEM geliyor, SAGUAR geliyor… İşte bir rüyamızı da böyle hayata geçirdik…

SP_A0639

SAİTEM olarak yeni bir efsane yaratmak istemiştik ve bunu yapımızda bulunan ilklere imza atma aşkıyla birlikte yine ilkleri başararak SAGUAR NL 2009 BASIN LANSMANI’ mızı gerçekleştirdik. Basının büyük ilgi gösterdiği Avustralya yolcumuz SAGUAR adeta bir film yıldızı gibiydi. Lansmanımızın görüntüleri aynı akşam ülkemizin ulusal televizyonu TRT başta olmakla birlikte birçok kanalda yayınlandı ve bu ay yeni sayısı çıkacak birçok dergide yer alacak.

SP_A0640

SAGUAR’ ımızı Türkiye ve Dünya’ya tanıtmanın verdiği mutlulukla, Akif arkadaşımızın ve Üsküdar Belediyesi’nin de katkılarıyla İstanbul boğazının kenarında arkadaşlarımızla bir de çok keyifli bir iftar gerçekleştirdik. Geç vakitlerde ise hedefimize bir adım daha yaklaşıp mutluluk ile evlerimize dağılıp uzun bir aradan sonra rahat bir uykuya daldık…

DSC_0039

“Hiç hayalinizle mantığınızı karıştırdığınız oldu mu ?”  Biz bir hayalimizi daha gerçekleştirmenin mutluluğuyla SAGUAR’ ı Avustralya’ya yeni hayallerle birlikte göndereceğiz ve daima yeni hayaller kurmaya devam edeceğiz…

DSC_0078

Bu kapsamda basın da her zamankinden daha fazla yanımızda… Örneğin geçtiğimiz günlerde hayallerimizi Dünya’ya duyurmamıza yardımcı olmak isteyen TRT Radyolarından Gülname Hanım bizi TRT Cemal Reşit Rey salonlarında ağırladı ve güzel bir program gerçekleştirdik.

DSC_0237

Türkiye yavaş yavaş SAGUAR ve SAİTEM etkisine giriyor her gün biraz daha Türkiye’ye ve Dünya’ya yayılıyoruz bunları görmek herkesten çok bizi mutlu ediyor bununla birlikte tüm yorgunluklarımız uçup, gidip içimizde yeni aşklar doğuyor…

Eyl
04
2009
3

SAGUAR BASIN LANSMANI İSTANBUL TİM SHOW CENTER’DA YAPILDI

DSC_0380

Uzun ve yorucu çalışmalarımızın sonucu olarak ortaya çıkan SAGUAR’ımızın Basın Lansmanı’nı 2 Eylül 2009 Çarşamba günü TİM Show Center’da gerçekleştirdik.

perde açılma

Basının yoğun ilgi gösterdiği günde, Başkanımız Fazlı Fatih MELEMEZ, MOTOROLA Ülke Müdürü Cenk CESUR, OETK Başkanı Cengiz KABATEPE, Değerli Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet DURMAN birer konuşma yaptılar. Programın kapanış ve teşekkür konuşmasını da bendeniz ekibimizin Basın-Tanıtım Yöneticisi olarak yaptım.

DSC_0264

Rektörümüzün, ‘’Bir rektör olarak ne kadar gurur duysam, ne kadar övünsem azdır’’ sözleriyle konuşmasına başlaması bizler için oldukça heyecan ve mutluluk vericiydi.

basın

MOTOROLA Ülke Müdürü Cenk Cesur Konuşmasında; SAGUAR ile büyük başarıların kazanılacağını ve her zaman bu projeye güvendiklerini belirtti.  OETK Başkanı Cengiz KABATEPE; bundan önce katıldığı her platformda olduğu gibi alternatif enerjilerle çalışan araçların önemine vurgu yaparak, SAGUAR’ın bu projelerdeki öneminden bahsetti. Cengiz Bey’le yaptığımız sohbette, aracımızda kullanılan güneş gözeleri,bataryalar ve benzeri donanımların ülkemizde üretilmesinin ne denli önemli olduğundan bahsettik.  Biz, kısa vade hedeflerimiz arasında bu projelerin önceliğe sahip olduğunu belirttik. Kendisi de ancak bu şekilde  geliştirdiğimiz projelerin ülkemiz ekonomisine ve gündelik hayatımıza bir etkisinin olabileceğini ifade etti.

SAGUAR

Perde Kaldırma törenine, basın mensuplarının gösterdiği ilgi gerçekten beklentilerimizin de üstündeydi.  Ancak davetlilerin sayısı,davetiye gönderilen  500 kadar kişi ile kıyaslandığında çok azdı diyebiliriz. Bunda en büyük etkende, basına yetişmesi için erken saatlerde yaptığımız lansmanın, mesai saatine denk gelmesiydi. Tabii özel şirketlerde, herkes kolaylıkla işini bırakıp çıkamıyor.

DSC_0268

Lansman kapsamında, TİM’de yapılan tanıtımın yanısıra, İstanbul Metrolarında ve vapurlarda SAGUAR’ı Türkiye’nin Güneş Arabası Projesi olarak tanıtan afişlerimizin yer alması ekibimizin ulusal anlamda gerçekleştirdiği en büyük tanıtım hamlelerinden birisi oldu.

DSC_0274

Tem
13
2009
2

MORAL’LİYDİK

100_8925

Geçtiğimiz günlerde ekibimiz MORAL FM’de yayınlanan 17-25 programına katıldı. Ekibimizden başkanımız Fatih Basın-Tanıtım Grubu Yöneticimiz Mehmet Burak, Nazım(ben), Halil İbrahim ve  Salih Amca’nın katıldığı program sohbet havasında geçti. Gerçekten sıcak bir ortam bulduğumuz MORAL FM stüdyosunda 1,5 saatin nasıl geçtiğini anlamadık. Ekibimizin geçmişini, geleceğini, hedeflerini, ihtiyaçlarını ve problemleriyle beraber ülkemiz geleceğine olan faydasını da konuştuğumuz programda güzel vakit geçirdik. Programdan sonra tekrar görüşmek üzere söz aldığımız MORAL FM çalışanlarıyla bir de hatıra fotoğrafı çektirdik.

Haz
15
2009
2

SAİTEM, MOTOROLA TOWNHALL’ da

2009_06120023 Platin sponsorumuz olan MOTOROLA bizi güzel bir gün geçirmek için Townhall’ e davet etti. MOTOROLA bünyesinde altı ayda bir düzenlenen bu davetin amacı ekibi işler konusunda motive etmek ve ekip içi dayanışmayı sağlamaktı. MOTOROLA’nın bizi de kendi bünyesinde görerek bu davete çağırması bizi çok mutlu etti.

2009_06120014

Davet karşılama kokteyli ile başladı ve ardından MOTOROLA ailesi ile birlikte yemek yedik. Çok sıcak bir ortamda geçen davette ekibimizin Basın-Tanıtım Grubu yöneticisi Mehmet Burak Mısırlı (MBM) projelerimizi anlatan bir de sunum yaptı.

MOTOROLA Ailesi ile geçirdiğimiz günün ardından ekibimizle MOTOROLA Ailesinin benzerlikleri de gözümüzden kaçmadı ve bu bizi gelecek için umutlandırdı. Yine güzel geçen bir günün ardından çok şey öğrendik…

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel