Tem
14
2010
3

Çok şey yaşadık, çok şey öğrendik. Formula G 2010…

   Öncelikle özür dilemeliyim ki yarışın heyecanı nedeniyle son günlerde bloga yazı giremedim, bunu bugün telafi etmeye çalışalım.

    Antreman turlarında SAGUAR NL kaza yaptıktan sonradan devam edersek; o panik anından beni uyandıran ses telsizden geldi ve şöyle diyordu: ‘ teknik ekip ve aracın ön aksam çizimleri padokta hazır olsun SAGUAR NL padoğa dönüyor’ Bu anons duyulduktan sonra tabir-i caizse ekip olarak uyandık ve hemen gerekli hazırlıklarımızı yapıp SAGUAR NL’i beklemeye başladık.

    

   NL padoğa geldiğinde aracın ön aksamı neredeyse tamamen hasar görmüştü buna ek olarak ise kabukla şase arasında ve kabuğun arka kısmında da hasar vardı. NL’e teşhis koyduktan sonra aracın çizimlerini önümüze koyup neler yapabileceğimize, nasıl yapabileceğimize ve en önemlisi nasıl yetiştireceğimize zor da olsa karar verdik. Yarışa 2 gün vardı, ekip olarak çok iyi organize olmamız ve çok fazla çalışmamız gerekiyordu. Neyse ki bizde öyle yaptık ve uykusuz 2 geceden sonra aracımızı sıralama turlarına son anda yetiştirdik.

    Sıralama turlarına öncelikle Avustralya’da SUN 06 plakasını taşıyan ve TUBİTAK’ın da  6 kapı numarasını verdiği SAGUAR NL çıktı. Ancak şansızlık mı, aksilik mi, nazar mı, nedir tam olarak adlandıramadığım bir şey bize bu yarışı kazandırmamaya çalışıyordu… NL sıralama turlarına seyircilerin ve diğer ekiplerin alkışlarıyla çıktı ancak yarım tur attıktan sonra aracımız bir anda durdu. Bundan önceki 2 gün yaşadıklarımızdan sonra bir de bu anı yaşamak gerçekten çok zordu. Ama ne olursa olsun biz iyi bir ekiptik bunu hallederiz diye düşünürken yine telsizden ‘pilotumuz Kerem’in eli kesildi’ anonsunu duyunca kaynar sular başımdan aşağı döküldü. İşte herşeyden zor olan durum buydu… Tribünden ambulansa nasıl indim hatırlamıyorum ama içimden o an ‘en soğuk kanlı olman gereken an bu an’ dedim ve Kerem’i Burak ve Nisa ile beraber yaklaşık 10 km uzaklıktaki hastaneye götürdük. Ambulansda bize söylenene göre durum ciddi olabilirdi ama hastaneye vardığımızda doktorun bize söyledikleri içimize su serpti…

  Biz hastaneden dönerken X8 piste çıkmış ve o da sürücü arızası nedeniyle full performans sergileyememişti ve yarışa 8. başlayacaktı. Bununla birlikte hastaneden dönerken aklımdan yarışa sonuncu sırada başlayacağımız değil de  umarım bu aksiliklerin sonuncusuydu düşüncesi geçiyordu. Ama yarışın sonunda anladım ki bu aksilikler bizi ne kadar zorluyorsa, ne kadar yıpratıyorsa; o kadar çok şey öğretiyor, o kadar güçlendiriyor.

  Artık yarışa bir gece kalmıştı, NL’deki problem araçla yaklaşık 2000 km yol yapılmasına rağmen hiç bir zaman ortaya çıkmayan ama bu yarışta başımıza gelen sadece bir soket çıkmasıydı. X8 için ise çeşitli çözümler üretiliyordu ve neyseki oda yarışabilecekti. Yarışı izlemek için gelen Danışmanlarımız ile birlikte yarış için bir uzun uzun konuşup bir strateji belirledik. Yine herşey yolunda gibiydi ama içimiz rahat değildi korkuyorduk, yaşananlar bizi çok yıpratmıştı ve herkes bir köşe de sessiz bir şekilde oturup yarışı bekliyordu. Anlaşılan bu gece uykusuz geçecekti…

    

  Yarış sabahı herşeyi tekrar tekrar kontrol ettikten sonra SAGUAR NL ve X8 dualarımız ile piste çıktı. Kesinlikle bulunduğumuz durumu ne biz ne de ukalalık gibi anlaşılmasın lütfen pistin en iyi güneş arabası SAGUAR NL  hak etmiyordu. Ama bu bir yarıştı herşey olabilirdi, artık biz elimizden geleni yapmıştık ve söz Kerem, Muhammed, NL ve X8 deydi… 

  Yarış başladığında ben tribünde, halil padokta ve Ersin abide olabilecek kötü durumlara karşı telsizleydik. Erdem ise  benim yanımda Kerem ile direkt iletişim halindeydi. Diğer arkadaşlarımız tribünlerde zaman tutacak ve bize bundan sonra en çok yardımcı olacak şey olan dua edeceklerdi. Başkanımız Burak ise bu olanlardan sonra yarışı izlemeyeceğine karar vererek padokta oturuyordu.

  Yarış başladıktan 5 tur sonra yeni arkadaşlarımızın göz nuru X8 kenara çekmişti. Ancak buna üzülmeye bile vaktimiz yoktu. Açıkcası biz yine bir sorun çıkacak diye beklerken Avustralya Fatihi SAGUAR NL fırtına gibi gidiyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 8 tur bittiğinde önünde olan 29 arabayı sollayıp 2.liğe kadar yükselmişti. Sanırım Formula G böyle bir şey daha önce yaşamamıştı.  Artık önümüzde tek bir araba vardı ama yarışa geriden başlamamız ve yarışın yavaş arabalarının bizi çok yavaşlatması nedeniyle çok yakın arkadaşlarımızın arabası SOCRAT bizden yaklaşık 1.5 dk öndeydi. SOCRAT’ı da düşündüğünüzde bu farkın 25 turluk kısa bir yarışta kapanması çok zordu. Ama o pistte olan kimse SAGUAR NL’i henüz tanımıyordu. SAGUAR NL fırtına gibi gidiyordu, TUBİTAK yetkilileri dahil TRT 3′teki canlı yayın spikerleri buna anlam veremiyordu. Bende bir elimde telsiz diğer elimde kronometre işte bizim arabamız bu diyordum. Yarışın son turuna girildiğinde izleyenler ve TUBİTAK görevlileri Kerem’in makaslarına Schumacher yorumu getiren, bende kronometreye baktığımda aradaki farkın 17 sn’ye kadar düştüğünü görüyordum. Yani neredeyse bir tur önden başlayan SOCRAT’ı yakalamıştık ve Erdem son tura girerken ’Kerem son bir şansımız olabilir, bas koçum’ dedi. O an pistin düzlüğüne giren Kerem’in önünde dizilmiş 5 tane araç vardı ama (anlatılmaz, yaşanır) ikisinin sağından üçünün ortasından geçen Kerem yarış rekoru kırdığı turda 5 arabanın rek az daha kalp krizi geçirmemize sebep oluyordu… Yarışın son düzlüğüne girildiğinde ellerimin titrediği hissediyordum, arada çok az bir fark kalmıştı ama yetişemedik… SAGUAR NL TUBİTAK FORMULA G 2010′u 2. sırada tamamladı. Bundan daha önemlisi ise bizim öğrendiklerimiz ve SAGUAR NL’in gücünü göstermeseydi…

    

    Biz yarış günü arabamızın sadece yarışmasını istiyorduk, sadece piste olmasını bunu da yaptık. Bu yarış bize çok şey kazandırdı, çok şey öğrendik ama en önemlisi ise ‘biz bir ekibiz ve bu böyle olduğu sürece hiç bir şey bizim için imkansız olmayacak’

Antrenman turları sırasında yaşadığımız kazayı izlemek için : http://www.facebook.com/video/video.php?v=380369757254 linkine tıklayabilirsiniz.

Nazım Açıcı 

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Tem
08
2010
3

Formula G Günlükleri 4.Gün: Sağlık Olsun…

Pınar Başı Ülkü yarış pistinde 4.gün çok iyi başladı. Hava çok sıcak değildi ve araçlarımızda sorun yoktu. Güzel bir kahvaltıdan sonra antreman turları için hazırlanmaya başladık. Günün ilk antremanına sadece NL ile katıldık ve pisti tanımamız açısından iyi oldu. Bununla beraber  herhangi bir sorun gözükmüyordu. Aracımız pistteydi sorun yoktu ve biz de tur zamanları tutuyor batarya hesapları yapıyorduk.

İkinci antreman saati geldiğinde iki aracımız da pistteydi ve X8 son yarışı için ilk defa piste çıktı. Yine zamanlar tutuyor diğer ekipten arkadaşlarımız ile şakalaşıyorduk. Ta ki o ana kadar… SAGUAR NL piste hızlı turlar atıyor güneş arabaları solluyordu. Herşey doğal  gibiydi süratimiz normaldi ama padokların solundaki viraji alırken birden esen rüzgar  arabamızın sağ ön tarafına çok sert vurdu ve arabamız az kalsın takla atıyordu. O an kesinlikle anlatılmaz; ekip arkadaşınızı,kardeşinizi o halde görmek inanılmaz kötü bir duygu bununla birlikte Kerem’i aracın içerisinden sağ salim çıkarken gördükten sonraki mutluluk da tam aksine çok güzel bir duygu…Bir başka sevindiri olay ise bu kötü anları yaşadıktan sonra SAGUAR NL’de de çözülemeyecek bir sorunun olmamasıydı. SAGUAR NL TUBİTAK FORMULA G 2010’da yoluna devam edecek..

Bununla beraber bir ilginç olay daha yaşadık. Biz malum kazadan sonra SAGUAR NL’i incelerken padoğumuzun karşısında oturan uzun boylu, şapkalı bir arkadaş ekibimizin neler yaptığını inceliyordu. Çok geçmeden anlaşıldı ki o Fatih abiydi. Normal de askerde olması gerekirken bize sürpriz yapmıştı. Onunda gelmesinin mutluluğuyla bu kötü günü de böyle atlattık.

Ayrıca biraz keyfimiz yerine gelsin biraz da sosyalleşelim, birazdan Formula G play station turnuvası yapacağız. Umarım en kötü günümüz böyle olur. Saygılar…

ve söz verdiğim fotoğraflardan sadece bir kaçı… Kaza videosunu da yarın sizlerle paylaşacağım.

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

http://img18.imageshack.us/gal.php?g=dsc2201t.jpg

Tem
07
2010
3

Formula G günlükleri: İlk 3 Gün…

2009 World Solar Challenge ‘dan bu yana beklediğimiz günler geldi çattı ve artık Formula G için İzmir’deyiz…  Öncelikle İzmir’e gelişimizden biraz bahsedeyim; hazırlıklarımızı tamamlayıp laboratuvarımızı düzenledikten sonra son yıllarda gördüğüm en rahat şekilde yarışı beklemeye başladık. (Bu durum belki arabalarımızın hemen hemen hazır olmasından belki de biraz daha profesyonelleşmeye başladığımızdan olabilir.) Bu rahatlık saat 22:00′de arabalarımızı İzmir’e götürecek TIR’ın SAİTEM Lab’ a gelmesiyle bozuldu ve herkes her bir yerlere koşuşturmaya başladı. Açıkçası bu heyecanı gerçekten özlemiştik… Yaklaşık iki saatte arabalarımızı, ekipmanlarımızı ve kişisel eşyalarımızı TIR’a yerleştirip minibüslerimize bindik ve benim 3 numaralı minibüsten telsiz ile ‘ 8 saat sürecek Adapazarı-İzmir seyahatine hoş geldiniz ‘ anonsumla seyahatimiz başladı… Yolculuk esnasındaki bir kaç küçük aksilik ile 9 saat süren Adapazarı-İzmir yolculuğunu Pınarbaşı tabelasını gördükten koro haline dile getirdiğimiz (en azından bizim aracımızda) ‘ Pınar Başı burma burma’ şarkısıyla sonlandırdık… :)

Ve ilk Gün;

Sabah 8.30 da ulaştığımız İzmir Pınarbaşı Ülkü Yarış pistine ilk ulaşan ekiplerden bir tanesiydik. Bu durum bize en azından padok imkanı için biraz da olsa avantaj sağladı. Bizde yetkililerle konuşup piste yerleşmek için hazırlıklara başladık… Hazırlıklar gece yolculuğunun verdiği yorgunlukla bazen bir matın üstünde uyku tulumuyla bazen yemek hazırlamak için konteynırımızda, arabalarımızdan da hazır olmasının verdiği rahatlıkla yavaş yavaş ilerledi… Gün genellikle bir yandan İzmir’i ve pisti tanımaya çalışmakla bir yandan da daha önceden belirlediğimiz eksiklileri gidermek için İzmir’de tur atmakla geçti. İhtiyaçlarımızın tamamını karşılayamadık ama gerçekten çok yorgunduk ve gün içinde uyku tulumuna teslim olan arkadaşlarımızla birlikte ekip olarak günü erken kapatıp kuş tüyü matlarımız ve sıcacık uyku tulumlarımız ile mışıl mışıl uyumaya başladık :)

2. gün..

İkinci güne uyandığımızda bizi artık deli etmeye başlayan ’sıcaklık’ etkisini git gide artırmaktaydı. Bu bizim için işleri biraz zorlasa da hazırlanma gerekliliğinden dolayı çeşitli serinleme yöntemleri ile bir şeyler yapmaya devam ettik. Biz bir yandan sıcaktan kaçmaya çalışırken  bir yandan da hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışıyorduk ki, yüzlerimizi güldürecek ilk haber sponsorlarımızdan geldi; bu mutlu haber ise yiyeceklerimizin konteynerdeki yerini alışı idi :) Bu mutlu haberden sonra ikinci olarak ise Kanal Türk TV kanalı aracımızın görüntüleri ile birlikte güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Gün hafif hafif ağarmaya sıcaklık yerini rüzgara bırakmaya başlarken dj Erjü şarkıları, alevde ızgara playstation oynamak gibi ekstra organizasyonlar SAİTEM Padokta Formula G devam ediyordu…

Dipnot: Yarış Pistinde ikinci gün geçerken pist yetkileri bize, kendi belirttikleri şekilde ‘ çok organize ve sosyal bir ekipsiniz bu yüzden gelin Dünya kupası  yarı final maçını beraber yayınlayalım’ teklifini sundular. Bizde onları kırmadık ve RedBull standında bir yandan RedBull’larımızı yudumlarken bir yandan da maçımızı izledik. Bu tip etkinlikler ve sosyal birliktelik ekibimiz açısından çok önemli ve bunu fark eden organizasyon sahiplerine bize destek oldukları ve fikirlerimizi benimsedikleri için gerçekten çok teşekkür ederiz.

Gizli Bilgi: İkinci gece için diğer küçük bir ayrıntı ise sevgili videocum Oğuzhan’ın içindeki starı Küçük Park’ta bir Karaoke Bar’da ortaya çıkarmasıydı. Ayrıntılar bende gizli :)

3. Gün: Biz hazırız, artık yarış başlasın…

Artık bizde sabırsızlanmaya başlamıştık ki bu sabah uyandığımızda artık SAGUAR’ların piste çıkma vakti gelmişti. Sabahın erken saatlerinde başlayan koşuşturmamız TRT’nin çekim için Padok alanımıza gelmesiyle biraz daha hızlandı.  TRT ‘nin 2 saat süren çekimi ve ekibimizden yine benimle aldığı röportajdan sonra tam nefes alalım diyorduk ki… Faydasız olduğunu anladık çünkü pistte Teknik kontrollerin başladığı  anonsu yankılandı…

Teknik testlerin verdiği heyecan ile eksiklerimizi hızlı hızlı tamamlayıp soluğu TUBİTAK test alanında aldık. SAGUAR NL’in diğer araçlardan farklı duruşu ve yapısı pist yetkilileri ile aramızda biraz sorun oluştursa da karşılıklı anlayış ve iletişim yoluyla biraz zaman alarak NL’in teknik testlerini sorunsuz tamamladık. Sıra emektar aracımız X8′e geldiğinde saat 16.00 civari idi. X8 ise NL’den farklı olarak bir çırpıda testi geçtikten sonra son durağımız Fren ve Güvenlik testleri için pistin girişinde rampaya doğru yola koyulduk. Bu testleri de araçlarımız zorlanmadan geçtikten sonra sanırım son sözler artık SAGUAR’ların…

Dipnot: Son olarak 3.Gün sonunda edindiğim izlenimler ile mutluluğumuz devam ediyor diyebilirim. Diğer ekiplerin yakın ilgisi pist sorumlularının bizi örnek ekip olarak göstermesi bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Bu durum ne kadar omuzlarımızdaki sorumluluğu artırsa da bir o kadar da güzel duygular yaşatıyor, umarım buna layık olabiliriz…

Benden Notlar: Bugünlük fotoğraf ekleyemiyorum beni affedin, yarıştan fotoğraflarımız ve 4.gün notları yarın akşam burada olacak :)

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

Haz
21
2010
2

FORMULA G öncesi son Durak Kompoist’10

Formula G yarışına hazırlandığımız bu günlerde küçük bir heyecan daha yaşamayı göze alıp daha önceden yaptığımız programı bozmadan Kompoist 2010′da geçtiğimiz günlerde katıldık.

Kompoist fuarı genelde kalabalık ve ilgi çekicidir. Bunun sebebi bana göre kompoist ile özdeşleşen teknoloji harikası ürünlerin sergilenmesi ve ilgi çekici üretimlerin fuar alanında bizzat üretilmesidir. Ancak bu sene öyle bir durum oluştu ki, bu fuara yıllardır katılmamıza rağmen hiç bu kadar tenha bir fuar alanı görmemiştim. Tabir-i caizse fuar alanındaki çok sınırlı sayıda insan SAGUAR NL’i ve revize edilmiş ANADOL’ları görüp fuarı terk ediyorlardı. Bu duruma tam olarak ne sebep oldu bilemiyorum ama bence fuar yetkililerinin bunu acilen gözden geçirmesi ve bize o bildiğimiz kompozit fuarını tekrar yaratması gerektiğini  düşünüyorum…

Ama… Her şeye rağmen bizi maddi ve manevi olarak destekleyen firmaların bizi orada görüp hemen yanımıza koşması, sıcak ve samimi tavırları ile bizi kutlamaları çok hoştu ve bu da bize Kompoist 2010′dan güzel bir hatıra olarak kaldı. Sanırım buda bize Formula G 2010 öncesi çok iyi bir moral oldu…

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

Haz
04
2010
2

KOMPOZİT GRUBU FORMULA G 2010 İÇİN HAZIRLIKLARINI TAMAMLADI

Ekip olarak Formula G hazırlıklarına büyük bir azim ve zafer hayaliyle devam ettiğimiz şu günlerde, Kompozit Grubu olarak hazırlıklarımızı tamamladık. Yarışta iyi dereceler yapabilmek için yarışacak araçlarımızın hafif olması gerektiğinin bilinciyle hareket edip, çalışmalarımızı bu yönde ilerlettik. Çalışmalarımıza üst kabuğu ciddi bir desteğe ihtiyaç duyan  SAGUAR X7 ile başladık. SAGUAR X8’e dönüşmeyi bekleyen SAGUAR X7 Kompozit Grubu’nun sihirli dokunuşlarını beklemekteydi.

SAGUAR X7’nin esnek ve rijitlik sorunu yaşayan kabuğuna sağlam bir destek atmalıydık. Zorlu ortamlarda bir taraftan üşüyor bir taraftan da işlerimizi halletmeye çalışıyorduk. Neyse ki artık kocaman bir laboratuarımız var.  Destek atmadan önce kabuğun şekline göre ozalit çıktı alarak destekleri kestik ve kabuğun kenar kısımlarına karbon elyafla güçlendirmeler yaptık. Güçlendirme işleminden sonra uygun şekillerde kesilen PVC köpüklerin yerlerini belirledik. Sonrasında PVC köpükleri yerleştirerek üzerlerine karbon elyaf yatırma işlemine geçtik. Bu işlemi de bitirdikten sonra kabuğun ön ve arka taraflarındaki çatlakları onardık.



Kabuktaki tüm eksiklikleri giderdikten sonra ciddi bir sağlamlık artması olmuştu. Kabuk artık SAGUAR X8’in ilk ürünlerinden biriydi. Kabukla olan işimiz bittiğinde sıra kapıyı yapmaya geldi. Kapının da durumu kabuktan farksızdı ve kapıya da destek attık. Kapıyı sağlamlaştırdıktan sonra kapının yerleştirilmesini ve mekanizmasını NL deki gibi hallettik.

Diğer bir eksik olan batarya kutusuna sıra gelmişti. Yarış kurallarına göre yanmaz bir batarya kutusu yapmalıydık. Seçeceğimiz malzeme hem yanmaz hem de hafif olmalıydı ve biz de malzeme olarak kevları seçtik. Batarya kutusunun ölçülerini belirledikten sonra kalıbı üniversitemizin marangozhanesinde babacan ağabeylerimizin yardımıyla hazırladık. Kutuyu yapmak için infüzyon yönetimini uyguladık. Elyafı dizdikten sonra sırasıyla soyma kumaşı ve yayılma ağını serdik. En son olarak vakum poşetini kalıba yapıştırdık. İnfüzyon işlemi gereği kalıbın üst kısmını saran torbanın hava kaçırmaması gerekiyordu. İşte kutunun yapım aşamasında bizi en çok uğraştıran olaylardan biri bu oldu. Vakum pompası çok güzel çalışıyor, buna rağmen naylon torbanın içindeki hava bir türlü emilmiyordu. Anladık ki vakum bantlarını yapıştırmayı pek becerememiştik. 3 kişi birden kulaklarımızı kutuya dayadık ve havanın nerelerden kaçtığını anlamaya çalıştık. Uzun uğraşlar sonucu tüm boşlukları kapattık. Sonrasında reçineyi kevlar ile buluşturma vakti gelmişti. Reçineyi kutunun ortasından vermeye başladık. Artık yapmamız gereken tek şey reçinenin kutu içersindeki yayılımını izlemekti. Kutunun tamamına reçine yayıldıktan sonra pompayı durdurduk ve ürünün kurumasını bekledik. Ertesi gün batarya kutusunu kalıptan çıkarmak için tekrar laboratuara geldik. Kutuyu kalıptan çıkarmadan önce kumaşı sökmemiz gerekiyordu. Kumaşı sökme işi de en az vakum bandı yapıştırmak kadar zordu. Kumaşı söktüğümüzde parmaklarımızı hissetmez hale gelmiştik. En sonunda batarya kutusunu kalıptan çıkardık. Kutuyu karşımızda gördüğümüzde adeta yaşadığımız tüm zorluk ve yorgunluğu unutmuştuk.

Kompozit Grubu olarak Formula G hazırlıklarında, ufak tefek eksiklikler haricinde sona yaklaştık. Uzun bir çalışma dönemi ve yorgunluğun ardından SAGUAR larımızın karşısına geçip yaptıklarımıza bakmamız, yorgunluğumuzu unutmamız için yeterli oldu. Epoksilerle, reçinelerle, karbon elyaflarla dolu bir dönemi geride bırakıp yarış için geri sayıma başladık. Artık kalbimiz SAGUAR ile atıyor.

Kompozit Grubu

Yusuf KUZU

May
15
2010
3

İlklerin yarışı; Formula G 2010…

Bugünlerde ekipteki yeni arkadaşlarımızı farklı bir heyecan sardı. Çünkü artık Formula G 2010′ a artık çok yaklaştık. Peki neden sadece yeni arkadaşlarımızı hemen anlatayım;

Ekibimizin benimsediği kurumsal yapı, hedefleri ve öz görevi gereği ekibimizin devamlılığı ve ekipteki arkadaşlarımızın kişisel gelişimi bizim için daima birinci planda olmaktadır. Bu amaçlar göz önünde alındığında ekibimizin kurulumundan bu yana yakaladığımız en büyük fırsat bu sene iki arabayla katılacağımız Formula G olacak. Çünkü elimizde olan iki Güneş arabasından biri olan 2008 Formula G tasarım ödüllü SAGUAR X8′i tamamen yeni arkadaşlarımızın kişisel gelişimi için onlara tahsis ettik. Arkadaşlarımız bu sayede ülkemizdeki üniversite öğrencilerinin sürekli yakındığı pratik bilgi eksiğini kapatacak ve kendi oluşturdukları ürünle  yarışma fırsatı bulacaklar. Bu sayede hem hedeflerimizden birini gerçekleştirmiş olacağız hem de üniversitelerimizin az da olsa eksiğe bir çare bulmuş olacağız.

Formula G 2010′ nun başka bir ilginç yönü ise ilk defa ekibimizin içinde birbirimize rakip olacağız. Ne derler bilirsiniz rekabet iyidir =) SAGUAR NL1 ve SAGUAR X8 kendi aralarında yarışırken aynı zamanda da ayrı ayrı derece için yarışacaklar.

Formula G hazırlıklarına finallerimizin bitmesinin hemen ardından hız vereceğiz ve ümit ediyoruz ki hedeflediğimiz dereceleri elde edeceğiz. Formula G 2010′un SAİTEM ve diğer üniversite ekipleri için faydalı ve üretken geçmesi dileğiyle.

Esenlikler

Nazım Açıcı

SAİTEM Basın-Tanıtım Grubu Yöneticisi

May
15
2010
3

Shell Eco Marathon 2010

Her sene Mayıs ayında düzenlenen Shell Eco Marathon’a bu sene SAİTEM olarak katılımımızı gerçekleştirmedik. Katıldığımız ilk Shell Eco Marathon’da Urban Concept (Şehir arabaları)’de Avrupa 3. sü olarak gösterdiğimiz başarıyı, bir sonraki sene düzenlenen Shell Eco Marathon’da da tekrarlayarak başarılarımızın sağlam temeller üzerinde oturduğunu tüm Avrupa’ya gösterdik.

Bu sene düzenlenen SEM’e katılmamamızın nedeni ise gerçekten Avrupa 1. si olabilecek bir hidrojen arabası yapmaktı. Çalışmalarımızı zamana yayarak sıfırdan bir araç yapmak ve gerekli testlerin yapılması için SEM’2011 çalışmalarına Kasım 2010’da başladık. 18 aylık proje takvimi oluşturuldu. Bu takvim sayesinde çalışmaların zamanında ilerlemesi ve kontrolünün sağlanması planlanmaktadır.

Şimdi dönelim bu seneki Shell Eco Marathon’a;

Shell Eco Marathon 2010’da geçen senenin ikincisi 1. olurken sıralamada büyük değişiklikler görüldü. Kilometre derecelerinin düşmesinin nedeni ise sürücü ağırlığının sabitlenmesi oldu. Daha önceki yarışlarda hafif pilotlar kullanarak yarışan ekipler ağırlık avantajı yakalıyorlardı. Bu seneden itibaren ise sürücü ağırlıklarının sabitlenmesiyle araçların performansları ön plana çıkartıldı.

Shell Eco Marathon bu sene Urban Concept’ de Türkiye açısından ne yazıkki pek de parlak geçmedi. Üstün özellikteki Türk okullarının yaptığı araçlar, çeşitli sorunlar nedeniyle yarışı tamamlayamadılar.

Shell Eco Marathon’a katılan tüm ekipleri tebrik ediyor ve Shell Eco Marathon 2011’in Türkiye açısından parlak bir yarış olmasının temenni ediyoruz.

SHELL ECO MARATHON 2010 SONUÇLARI (URBAN CONCEPT):

http://www.shell.com/home/content/ecomarathon/media_centre/media_hub/

SHELL ECO MARATHON 2010 SONUÇLARI (PROTOTYPE):

http://www.shell.com/home/content/ecomarathon/media_centre/media_hub/

May
08
2010
2

Bir SAİTEM Organizasyonu

Güneşin yüzünü yavaş yavaş gösterdiği Nisan ayı bitmeden, ekibimizle yine unutulmayacak bir gün yaşadık.Azmin, başarının ve mükemmel bir geçmişin mimarı Anadol tasarımcısı Eralp Noyan ve genç başarılı mühendis Ford Otosan tezgah takım lideri Gürkan Erol 27 Nisan günü bizlerle birlikteydi.Eralp Noyan anılarıyla ve tecrübesiyle sohbetimize farklı bir tat katarken,Gürkan Erol başarılı öyküsünü bizden biriymiş gibi paylaştı.Sohbet havasında geçen konferansımız da ekip zincirinin başından sonuna kadar birçok arkadaşımız Teknik,Tanıtım ve Kurumsal anlamda SAİTEM’i anlattı.Gelecekteki planlarımızı yöneltilen sorularla daha da anlaşılır kıldık.

Bu özel gün için kongre merkezimizin hemen önünde bulunan ÇAYKUR tırı, CKLT ÇİKOLATA’ larının ikramlarıyla üniversitemiz öğrencilerinin de keyifli dakikalar geçirmesine yardımcı olduk. İstanbul Üniverstesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi ekiplerinden de arkadaşlarımızın katıldığı konferansımızda SAGUAR X8 VE SAGUAR nl araçlarımız da hemen yanı başımızdaydı.

Bizlere güvendiklerini,yaptıklarımızın her yeni günde katlanarak artacağını düşünen bu iki ismin aramızda olması gücümüze ve inancımıza büyük bir halka daha ekledi.Bizler de arkamızda olan birçok insanın varlığını unutmayacağımızı göstermek ve kalıcı olmasını istediğimiz için kendilerine plaketlerini sunduk.

Yalnız bir yıla değil bir saniyeye bile verdiği saygıyla SAİTEM yine harika bir konferansa, bir sohbete ev sahipliği yaptı.Bizler kendimizi geliştirirken yanımızda bulunan Sayın Eralp Noyan,Sayın Gürkan Erol’a ve değerli arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.

Elif Gündoğdu

Yaziyi gonderen NazimAcici in: SAITEM |
Nis
21
2010
2

Başarılar Arkadaşlar

Sonunda yüzdünüz yüzdünüz kuyruğuna geldiniz. Birçok zorluk, belki badireler atlattınız. Ama yılmadınız ve sonunda arabalarınızı gönderdiniz Almanya’ya. Artık geriye Avrupa’nın en verimli araçlarının yarıştığı Shell Eco Marathon 2010 yarışında yarışmak kaldı. SAİTEM ekibi olarak içinizdeki heyacanı çok iyi anlıyoruz. Hem arabanızı yapmanızın mutluluğu hemde yarış heyacanı sardı tüm ekibinizi, sizin için artık geriye yarışmak kaldı. Gidin ve ülkemizi en iyi şekilde temsil edin. Biz sizin bunu en iyi şekilde yapacağınıza inanıyoruz. Biz ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek olan okullarımızın isimlerini tek tek söyleyerek başarılar dilemek istiyoruz.
Öncelikle okulumuzun bir takımı olan SETT ekibine ve her zaman tek yürek olduğumuza inandığımız;
Anadolu Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi Gesk Ekibi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi,Yeditepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Şişli Terakki Fen Lisesi, İstanbul İmam Hatip Lisesi, Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi ekiplerimize Başarılar diliyoruz. Elinizden gelenin en iyisini yapacağına inanıyoruz.
Bu yaşlarda sıradan bir öğrenci olmayıp, farklılığınızı yaptığınız projelerle ortaya koydunuz. Bu bile tek başına Türk gençliğinin başarısıdır. Sizlerle GURUR DUYUYORUZ.

Biz SAİTEM olarak, bu sene Shell Eco Marathon’da sizlerin yanında olamıyoruz. Ümit ediyoruz ki bu sene elde edeceğiniz başarıları 2011 Shell Eco Marathon’da hep beraber daha da yukarılara taşıyacağız.
Unutmayın ki burada 60 yürek sizler için atıyor.

Halil İbrahim Kurt
SAİTEM Başkan Yardımcısı

Nis
11
2010
8

Yaşamak Dediğin Nedir ki?

Sahip olduğumuz değerler, avuçlarımızda tuttuğumuz geleceğe dair birkaç parça umut, belki kırık dökük arkada kalmış üç beş parça eşya belki de içimizde hiç bitmeyen bir başarma pınarıdır yaşamak. Kimimize göre çok kıymetliyken bu yaşam kelimesi kimimiz için acılarla dolu, kapkara bir geçmiş ya da bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle bir çocuğun oyuncağına sıkı sıkı sarılmasıdır.

Hepimiz en az birkaç kere tökezlemişizdir bu hayat maratonunda. Belki çok güçlü rakiplerimiz olmuştur yanımızda belki de yapayalnız koşmaktayızdır bu uzun yolda. Elde ettiklerimiz ve edeceklerimiz için bıkmadan usanmadan hep koşmuşuzdur. Hep daha iyisi olsun isteyenlerle, bugünümüzü de çok şükür diyen insanlar çoğu zaman aynı masa etrafında oturmuş, yaşamlarını devam ettirmektedir.

Bugün elde ettiğin ve sahip olduğun değerler için kim bilir kaç kez hırpalandın ya da sen kaç kişinin kalbini kırdın hiç düşündün mü? Yapsam mı daha iyi olur yoksa pes edip geri çekilsem mi sorusunda kim galip geldi? “Hayat bu herkesin başına gelir üzülme” diyen veya “Sakin düştüğün zaman yeniden yarışa devam edemeyeceğini sanma” diyen kaç dostun oldu? Çok mu güvendin insanlara yoksa canını yakanlar yüzünden mi büyük duvarların var artık?

Yaşamak en büyük şanstır insanlar için. Bu şansı en iyi şekilde değerlendirmek ya da bir köşeye bırakıp yapayalnız çürümeye bırakmak tamamen senin tercihindir. Evet, herkes kendisi ve sevdikleri için güzel şeyler arzular ve planlarlar ama bunlara ulaşabilmek için kaçımız emek verip, zaman harcıyoruz. Çoğu insan hayatının gerçekten çok boş geçtiğini ve ya iyi değerlendirmediğini yolun sonuna geldiğinde fark ediyor. Neden böyle bir döngü var ki? Keşke birileri olsa da bize bu kaçan treni yakalamamız için son kalkış ikazını yapsa. Belki o zaman yaşamın o güzel anlamını çok geç olmadan bir kez daha anlama şansını yakalayabiliriz.

Bugününün diğer günlerden ne farkı var? Kendin için, geleceğin için ya da hayallerin için neler başardın bugün acaba? Gibi sorularda çok küçükte olsa umarım birazcık ilerleme ve ya gelişme gösterebiliriz hepimiz.

Zaman özellikle bizim gibi üniversite öğrencileri için çok hızlı geçmekte. Bu yüzden yaşamdan ve onu anlamlı kılan hayallerinden asla vazgeçme. Tek başına olsan da ya da yanında kocaman bir ekibin olsa da tüm umutların ve beklentilerin için zorluklara dört elle sarıl. Çünkü hiçbir şey kendiliğinden getirilip avuçlarımızın arasına bırakılmayacak ve eğer sen hala yerinde saymaya devam edecek olursan o zaman trenini kaçıranların arasında olmaktan kendini hiçbir zaman kurtaramayacaksın.

Dününden ders al ama asla nefret etme, Bugün mutlaka eyleme geç, başka zamana erteleme hayallerini ve yaşamını renklendiren şeyleri. Ve yarınların ise hep sana umut ve heyecan getirsin ki çalışmaktan, kendini geliştirmekten asla yorulma.

Zaman, dostluklar ve yaşam o kadar kıymetli ki senin için; mutlaka sahip olduğun bu değerlere karşı yapman gereken sorumlulukları yerine getir. Yaşam sana verilmiş olan tek kullanımlık bir hediye bunu sakın unutma. Yaşamının kıymetini bilmen ve iyi değerlendirmen dileğiyle…

N.Cansu YILMAZ-Kalite Grubu

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel